Cryptopia saldırısını takiben kripto para birimleri ve blockchain veri analiz şirketi Elementus yaptığı incelemelerin ardından, söz konusu saldırı sonucunda siber saldırganların 16 milyon dolar değerinde Ethereum (ETH) çaldığını ileri sürmüştü.
Elementus ortak kurucusu Nuria Gutierrez, news.bitcoin.com’a yaptığı açıklamada, saldırının birden fazla cüzdan kullanılarak küçük operasyonlar halinde yapılması nedeniyle alışılagelmiş saldırılardan farklı olduğunu söylemişti.
Elementus, kullanıcıları saldırının yinelenebileceği konusunda uyarmış ve kripto para cüzdanlarının herhangi bir saldırıya daha açık olduğunu söylemişti. Uyarıların ardından saldırganlar, söz konusu kripto para cüzdanlarında yer alan 180 bin dolar değerindeki kripto para varlıklarını da kendi cüzdanlarına taşıdılar.
Cryptopia’nın konuyla ilgili yaptığı açıklamada şöyle denildi:
“Saldırı ilk yapıldığında bunun Cryptopia ile bir bağlantısı olup olmadığından emin değildik; ancak, bu akşam, söz konusu saldırıyı aynı saldırganların yaptığını doğruladık. Saldırı anında hesaplara yapılan işlemler durduruldu ve çalınan varlıklar, bir önceki saldırıda kullanılan kripto para cüzdanına taşındı.”
Yeni Zelanda polisi soruşturmanın devam ettiğini belirtirken, suçluların aynı yere iki kez siber saldırı düzenleyebildikleri için, kendilerine güvendiklerini ve bu nedenle soruşturmanın zorlaştığını vurguladı.
Türksat AŞ’den yapılan açıklamaya göre, “Satcom Club Türkiye” programında Inmarsat uzmanları tarafından Isatphone2, BGAN terminalleri, Inmarsat L-TAC, Global Xpress (GX) uydu haberleşme çözümleri, helikopter ve insansız hava araçlarına uygun haberleşme sistemleri ayrıntılı olarak ele alınacak.
Inmarsat ve Türksat AŞ iş birliğinde BTK’de yapılacak etkinliğe, üst düzey konuşmacıların yanı sıra yerli ve yabancı birçok sektör temsilcisinin katılımı bekleniyor.
Nokia’nın 5 kameralı Nokia 9 PureView model telefonunu yakında satışa sunacağı ve bu telefonun en önemli özelliğinin 5 kameralı yapısı olduğu artık bilinen bir gerçek. Bugüne kadar Nokia’nın bu telefonu haricinde 5 kameralı bir telefonu hiç duymamıştık; ancak Xiaomi tarafından gelen haberler işin rengini biraz değiştirecek gibi; zira Çinli üretici de kendi 5 kameralı telefonunu yapıyor. En azından şirkete yakın kaynakların iddiası bu yönde.
Yukarıdaki fotoğrafa dikkatlice bakın. Xiaomi ürün yöneticisi Wang Teng Thomas,sosyal medya hesabından farklı tasarımlara sahip Xiaomi telefonların fotoğrafını paylaştı. Fotoğrafı ilginç kılan ise sol alt kısmında bulunan “Shot on MI AI PENTA CAM” yazısı oldu. Yani fotoğraf beş arka kameraya sahip Xiaomi modeliyle çekilmiş olabilir.
Farklı özellikleri kullanan sensörler ile cihazların telefon kabiliyeti elbette artacak; ancak 5 kameralı telefonu ilk hangi şirket piyasaya sürecek; işte bu merak konusu.
Dünyanın önde gelen teknoloji üreticilerinden biri olan Sony, Şubat ayında bedava olan PlayStation oyunlarını duyurdu. PS Plus abonesi olanlar, ücretsiz olan bu oyunları 1 Şubat itibariyle ay bitmeden oyun kütüphanesine eklemek durumunda. Zira Şubat ayının sona ermesiyle söz konusu oyunlar tekrar ücretli olacak. Peki Sony, Şubat ayında hangi oyunları bedava dağıtmaya başladı?
PlayStation 4
For Honor Hitman: The Complete First Season Gunhouse Rogue Aces
FaceTime araması alan kullanıcılar, bu aramaya cevap vermeseler de arama sürdüğü sürece sesleri karşı tarafa gitmeye devam ediyor. iOS 12.2 güncellemesi ile dikkat çekmeye başlayan bu güvenlik açığının ortaya çıkmasıyla kullanıcılar şikayetlerini Apple’a iletirken, diğer yandan sorundan geçici olarak kurtulmak isteyenler ise FaceTime’ı tamamen kapatmakta çareyi buluyor.
Bugün yaşanan son gelişme ise Apple’a bu sorunun bir hafta kadar öncesinden haber verildiği, ancak Apple’ın bu konuda şikayetçi olan kullanıcıya dönüş yapmadığı görülüyor. ABD’de yaşayan Grant Thompson adındaki genç, Fortnite oynarken FaceTime’ın grup aramalarındaki bu hatayı fark etti. Çağrıya cevap vermeyen kullanıcının sesini duyduğunu belirten genç durumu Apple’a faks yolu da dahil olmak üzere birçok mecradan ilettiğini ve geri dönüş alamadığını iddia ediyor.
Hatayı iletmek için geliştirici hesabı olmamasından dolayı Apple’a sesini duyuramayan kullanıcıya göre Apple bu hata karşısında duyarsız davrandı.
Apple’ın bu gelişme neticesinde hatayı ilk olarak gören Thompson’a ödül verip vermeyeceği ise merak konusu.
Xiaomi Mi 8 SE geçtiğimiz haftalarda satışa sunulmuştu. Ancak cihazla ilgili bugüne dek dikkatlerden kaçan ilginç bir özelliği Xiaomi’nin önemli bir yetkilisi dünyayla paylaştı. Xiaomi’nin bu telefonunun en dikkat çeken yanı gece çekimlerinde görülüyor. Süper Gece Manzarası modu olarak da dillendirilen bu özellik sayesinde kullanıcılar ışığın yetersiz olduğu ortamlarda hayli iyi görüntüler elde edebiliyor.
Sistemin çalışma mantığı ise şöyle: Süper Gece Manzarası modu, çok düşük ışıkta bile çok parlak görünebilen HDR fotoğraflar çekebiliyor. Bunu yaparken ise farklı pozlamalarda çekilen fotoğraflar arasında en uygunlarını seçerek tek bir görüntü oluşturuyor.
Xiaomi Mi 8 SE’nin ön kamerası 20, arkada yer alan çift kameralar ise 12 ve 5 megapiksel değerlerini içeriyor. HD+ çözünürlüğünde 5,88 inçlik bir Amoled ekrana sahip.
1.SSD’ler, bozulacaklarını belli etmez. Mekanik ve hareketli parçalardan oluşan hard diskler, tuhaf sesler çıkartma gibi yollarla bozulma işaretleri göstererek kullanıcıların durumu fark etmesini sağlıyor. Mekanik yerine elektronik bileşenler içeren SSD’lerde ise sorun cihaz çalışmadığında keşfedilebiliyor.
2. Verilerin konumunu tespit etmek daha zordur.Mekanik hard disklerde, veriler manyetik şekilde disklere aktarılarak bitler halinde plakaya işleniyor. Bu sayede verileri okumak için o konuma geri dönerek ilgili verinin bulunduğu girişi bulmak yeterli oluyor. Çok daha karmaşık bir sisteme sahip olan SSD’lerde ise depolanan verilerin konumu, disk yongasının aşınma ve yıpranmalardan korunması için değişebiliyor. Verilerin yerini tespit etmek daha uzun sürdüğü için veri kurtarma da zorlaşıyor.
3. Otomatik TRIM komutu hatalardan geri dönülmesini engeller. Çoğu SSD, otomatik TRIM komutunu içerecek halde sunuluyor. Kullanıcının bilerek ya da kazayla yapması fark etmeksizin tüm veri silme işlemlerinde anında devreye giren bu özellik, verilerin bulunduğu hücreleri boşaltarak onları geri döndürülmesi imkansıza yakın hale getiriyor.
4. Kullanıcıların SSD’ler ile ilgili yeterli veri kurtarma deneyimi ve bilgisi bulunmuyor. Son yıllarda popülerleşmelerine rağmen veri depolama sektöründe hala yeni oldukları için çoğu kullanıcıda SSD’ler ile ilgili yeterli bilinç henüz oluşmuş değil. Kullanıcılardaki bu bilgi, tecrübe veya kabiliyet eksikliği veri kurtarmanın SSD’ler için daha problemli olmasına yol açıyor.
5. SSD üzerinde kullanılan kripto veri kurtarmaya engel teşkil ediyor. Bazı üreticilerin “controller” üzerinde kullandığı kripto sebebiyle SSD bozulduğunda, problem “controller” kaynaklı ise veri kurtarma yapılamıyor.
SSD’nizi Veri Kayıplarından Nasıl Koruyabilirsiniz?
SSD bulunan cihazların bilinçli kullanımının hem veri kaybını önlediğini hem de disk ömrünü uzattığını belirten Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, kullanıcılara önerilerde bulunuyor.
1. SSD’nizin kapasitesini zorlamaya çalışmayın.
2. Cihaz sağlayıcılarınızın sunduğu güncellemelerden düzenli olarak faydalanın.
3. Cihazınızı ne sıklıkta ve nasıl kullandığınız, onun yaşam süresini büyük ölçüde belirliyor. Kullanımınızı dikkatlice takip ederek SSD’nizin yaklaşık ömrünü ayarlayabilirsiniz.
4. Diskinizi düşük voltaj gibi elektrik kaynaklı problemlerden uzak tutun, anti-statik elektriğe maruz kalmasını engelleyin.
Çin’de bulunan Guangdong Politeknik Normal Üniversite öğrencileri, yüksek yapılarda çıkan yangınlarda mahsur kalan kişilerin yardım çağrıları doğrultusunda olay yerine uçan ve dört parçaya ayrılarak havada bir ‘güvenlik ağı’ açan bir ‘drone’ tasarladılar.
Öğrenciler tasarladıkları bu konsept ‘drone’u bir animasyon ile tanıttı. Görüntülerde, bir drone bir binanın üst katlarından birinde çıkan yangın sonrası mahsur kalan birini tespit edip, olay yerine gidiyor. Çağrı üzerine olay yerine giden drone, trafiğe takılma problemi olmadığı için kurtarma ekiplerinden daha hızlı olay yerine yetişiyor ve havada 4 bölüme ayrılarak bir ‘güvenlik ağı’ oluşturuyor. Yetişkinleri taşıyacak yeterlilikle olan drone, ardından güvenlik ağı üzerine atlayan kişiyi, yavaş yavaş alçalarak yerdeki kurtarma ekiplerine teslim ediyor.
ASELSAN, kara, hava ve deniz unsurlarının haberleşme ihtiyaçlarına yönelik askeri standartlarda ürün ve sistemler tasarlıyor, üretiyor ve entegre ediyor.
Deniz harekatının başarısı, karar vericiye zamanında güvenilir bilgiyi sunabilen, mevcut sensör ve silahları etkili kullanmayı sağlayan komuta kontrol ve haberleşme sistemlerine sahip olmaya bağlı bulunuyor.
Komuta kontrol fonksiyonlarının etkin icra edilmesi için de taktik ve stratejik seviyede yer alan tüm unsurlar/karargahlar arasında kesintisiz, güvenilir ve hızlı haberleşme ortamının tesis edilmesi gerekiyor.
Ufuk ötesi haberleşmeye imkan sağlaması ve coğrafi koşullardan çok az etkilenmesi nedeniyle uydu haberleşme sistemleri, diğer haberleşme vasıtalarının olmadığı veya yeteneklerinin sınırlı kaldığı durumlarda taktik resmin oluşturulması, yüzer/dalar unsurların kendi aralarında ve harekat/komuta merkezleri arasında hızlı ve güvenilir haberleşme ortamı, taktik sahadaki unsurların stratejik ağ ile entegrasyonunu sağlayan haberleşme alt yapısı gibi harekat/lojistik ihtiyaçların karşılanması açısından askeri birliklerin kritik öneme sahip ve vazgeçilmez haberleşme araçları olarak dikkati çekiyor.
Uydu haberleşme sistemleri deniz platform çözümleri, her türlü deniz koşulunda, yüzer/dalar unsurların bağlı bulundukları harekat/komuta merkezleri ile taktik sahadaki komutanların harekat ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik emniyetli ve hızlı ses, görüntü ve veri haberleşme yeteneği sunuyor.
ASELSAN tasarladı, yerli alt yüklenici üretti
ASELSAN, söz konusu uydu haberleşme sistemleri deniz platform çözümlerine yönelik çeşitli projeler yürütüyor.
1,5 metre/1,8 metre X-Bant Gemi Uydu Haberleşme Kaide ve Anten Sistemi Özkaynaklı Ar-Ge Projesi kapsamında, ASELSAN öz kaynakları ile geliştirilen 1,8 metre X-Bant Stabilize Gemi Uydu Haberleşme Anteni’nin pilot üretimi tamamlandı.
Proje kapsamında, 1,8 metre X-Bant reflektör ve RF alt birimleri ile 3 eksende stabilize anten kaidesi ASELSAN bünyesinde milli imkanlar ile tasarlandı; mekanik metal parça üretimleri ASELSAN’da, kompozit üretimi ise yerli alt yüklenicide üretildi.
Her türlü deniz koşulunda yüksek hızda muhabere ihtiyacı bulunan büyük tonajlı gemilerde kullanılacak bu anten ile Türkiye’ye yeni bir kabiliyet kazandırılıp, yurt dışı bağımlılık ortadan kaldırıldı.
Ürün ailesine dönüştü
Aynı proje kapsamında geliştirilmekte olan 1,5 metre X-Bant reflektör üretiminin de şubat ayı içerisinde tamamlanması öngörülüyor.
Daha önce geliştirilen 1 metre X-Bant Stabilize Gemi Uydu Haberleşme Anteni ile birlikte 1, 1,5 ve 1,8 metrelik çözümlerden oluşan ASELSAN’a ait milli ve yerli stabilize uydu haberleşme anten sistemi ürün ailesi ortaya konuldu.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu 1,8 metre X-Bant Stabilize Gemi Uydu Haberleşme Anteni tasarımına Ağustos 2017’de başlandı. Yoğun bir çalışma ile 1,5 yıl içerisinde pilot üretim hayata geçirildi.
“Türkiye’nin ilk savunma yazılımı ihracatını” gerçekleştiren Altay Yazılım, askeri alanda oluşturduğu deneyim ve kabiliyetlerle sivil alanda da ileri teknolojilere dayalı çözümler sunuyor.
Türkiye’nin plansız, verimsiz yatırımlar ve kayıt dışılıkla mücadelesinde Ticaret Borsaları Otomasyon Sistemi ve Sanayi Bilgi Sistemi projelerinde görev alan Altay Yazılım, son olarak geçen yılın kasım ayında imzalanan sözleşmeyle Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek PERBİS’in geliştirilmesi sorumluluğunu üstlendi.
Sözleşme kapsamında sistemin 2 yıldan kısa sürede tamamlanması planlanıyor. Kabul sonrası 2 yıllık garanti süresi olacak, sonrasında sistem bakım ve revizyonlarla geliştirilmeye devam edilecek.
PERBİS, bütün perakende sektörünün, ticaret erbabının ve esnafların kullanımına açılacak. PERBİS ile perakende işletmeler için kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerde tek kapı, diğer bir deyişle bir tek temas noktası oluşturulacak.
Sistemin kullanımıyla bürokrasi azaltılacak, işlemler daha kolay ve hızlı yürütülecek, belge maliyetleri azaltılacak, sistem üzerinden sağlanacak coğrafi konum verileri sayesinde girişimcilerin kuruluş yeri seçimi kararları daha kolay ve daha az hata payıyla verilebilecek.
Perakende işletmelerin açılış ve faaliyetiyle kapanışında gerekli başvuru ve diğer işlemlerin yapılması, ilgili kurum ve kuruluşlara iletilmesi, değerlendirilmesi, sonuçlandırılması ve bu işletmelere yönelik veri tabanının oluşturulması sistem üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece vatandaşlar ikamet ettikleri yerlerde, iş yerlerinin ruhsatlı olup olmadığını ve ruhsata uygun faaliyet gösterip göstermediğini uygulama üzerinden anlık sorgulayabilecekler.
Uygulama perakende işletmeler açısından da önemli kolaylık getirecek. Noter, sicil müdürlükleri, bankalar başta olmak üzere 20 kuruma bizzat giderek işlem yapmak durumunda kalan perakende işletmeler, PERBİS ile işlemlerini tek noktada gerçekleştirilebilecek. İşletme kuruluş maliyetleri dikkate alındığında, böylece toplam 1,7 milyar lirayı bulan gider ortadan kalkacak.
Mevcut durumda kuruluş işlemlerinde 317 belge istenirken, yeni sistemle belge temini elektronik ortamda çözülecek. Bu sayede 195 milyon kağıt tasarruf edilecek, yılda bin 400 ağaç kullanılmamış olacak.
İşlemlerde kamu yılda 4,3 milyon adam/gün, başvuranlar da 7,9 milyon adam/gün zaman harcıyor.
PERBİS ile yılda yaklaşık 12 milyon adam/gün iş gücü tasarrufu sağlanacak. Maliyetten tasarruf ise 2,5 milyar lirayı bulacak.
Yaptığı tasarımla, MacBook’ların klavyesinin üzerinde bulunan touch bar’a (fonksiyon tuşları bölümü) akıllı telefon uygulamalarını konumlandıran Kasap, tasarımıyla İngilizce, Fransızca ve İspanyolca gibi 11 farklı dilde yayın yapan 27 tasarım blogu ve haber sitesinde haber oldu.
Furkan Kasap’ın geçen yılın ağustos sonunda tasarladığı Apple MacBook Pro Touch 2018 konsepti, web siteleri tarafından okurlarına “akılalmaz bir Mac klavye” gibi ilgi çekici başlıklarla duyuruldu.
Kasap, yaptığı açıklamada, tasarım merakının ilkokulda iki boyutlu araba çizerek başladığını ve ortaokulda da photoshop’u kullandığını ifade ederek, yaptığı çizimleri dijitale aktarmaya başlamasının ardından 3 boyutlu animasyon programlarını öğrendiğini anlattı.
Kasap, “Otomobil tasarımcısı olmak istiyordum. Lise sonda endüstriyel tasarım bölümünü okumam gerektiğini keşfettim. Daha sonra da Mimar Sinan Üniversitesi’nin yetenek sınavlarına hazırlandım. O dönemde aynı zamanda çalıştığım için ilk 2 yıl olmadı, üçüncü yıl okula girdim.” şeklinde konuştu.
“Şu an çok küçük bir touch bar var”
Apple’ın MacBook Pro’larda uygulamaya başladığı touch bar’ları daha özgün hale getirmek için bir çalışma yaptığını anlatan Kasap, şunları kaydetti:
“Yeni özellikler eklesem nasıl olur diye düşündüm. Mesela, şu an çok küçük bir touch bar var. Sadece ses açma kapama ya da kapatma gibi şeyler yapılabiliyor. Bunu daha iyi hale, daha büyük bir hale nasıl getirebilirim diye düşündüm. Bilgisayarda çalışırken telefonla da ilgilenmemiz gerekebiliyor. Hem bilgisayarla hem telefonla uğraşmamak için klavyelerin üzerinden, dokunmatik klavyenin üzerinden nasıl telefondaki uygulamalara erişebileceğimizi düşündüm. Klavyede yazarken ekrandan projemizi kapatmadan, klavyenin üstünden Instagram gibi sosyal medya hesaplarımızı kullanabilmeyi öngördüm.”
Furkan Kasap, söz konusu tasarımıyla Instagram, Facebook, Twitter ve FaceTime’ın klavyede kullanılabileceğini belirterek, mesaj geldiğinde ekrandaki sekmelere dokunmadan bunu klavyenin üzerindeki ekrandan yönetmenin mümkün olacağını kaydetti.
Bir tasarımcı olarak insanların yaygın olarak kullandığı cihazları üreten tasarımcılara alternatif önerdiğini ifade eden Kasap, “Konsept çalışmalarımdaki asıl amaç markalara ilham vermek, var olan bir şeyin gelişmiş bir versiyonunu tasarlayıp nasıl kullanılabileceğini göstermek.” dedi.
Arkadaşlarına “Apple yapmış gibi” iletti, beğenip beğenmediklerini sordu
Genç tasarımcı Kasap, MacBook Pro 2018 Touch konseptini 2 günlük bir çalışmanın ardından tamamladığını, çalışmayı önce kendi sosyal medya hesabından paylaştığını, ardından da yakın arkadaşlarına “Bunu Apple yapmış, sizce nasıl olmuş?” diye sorarak tepkilerini ölçtüğünü söyledi.
Kasap, tasarım konseptinin yakın çevresinden “tam not” almasının ardından bunu, dünyaca ünlü teknoloji tasarım blogu Yanko Design’a gönderdiğini, blogun da bunu takipçileriyle paylaştığını anlattı.
Yanko Design paylaşımının ardından Forbes, Digital Trends, The Next Web ve Yahoo Finance gibi küresel internet haber sitelerinde haber olduğunu aktaran Kasap, tasarımın 11 farklı dilde yayın yapan 27 tasarım blogu ve haber sitesinde yer aldığını aktardı.
Kasap, projenin ardından çeşitli iş birliği talepleri aldığını ifade ederek, “Amaç bunu üretmek değil. Bunu üreterek yazılımını yapamam. Amacım fikir vermek, fikrin çalıştığını göstermek. Bunu yapabilecek olan yine Apple’dır.” dedi.
Tasarıma ilgi duyan öğrencilere “uygulama öğrenin” tavsiyesinde bulunan Kasap, projelerin tasarım ihtiyacı için birilerine bağımlı olmamak adına her girişimcinin, tasarım programlarından birini ya da birkaçını öğrenmesi gerektiğini söyledi.
BTK’nin 2019-2023 Stratejik Planı’ndan yapılan derlemeye göre, bilgi ve iletişim sektöründe Türkiye’yi uluslararası ölçekte, etkili, rekabetçi ve yenilikçi bir konuma ulaştırma vizyonuyla faaliyet gösteren Kurum, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşüm sürecini hızlandıracak.
Ülkenin dijital dönüşüm sürecini hızlandırmak ve bilgi toplumu olmasını sağlamak için hedeflerini belirleyen Kurum, yüksek kapasiteli sabit, mobil ve kablosuz genişbant şebekeleri ve hizmetlerin yaygınlaştırılması ile fiber altyapının geliştirilmesine yönelik çalışmaları yürütecek.
Bunun için, erişim şebekesinde fibere dönüşümün ekonomik elverişliliği gözetilerek azamileştirilmesi, mevcut fiber ve kablo altyapılarının daha verimli kullanımı için önlemler alınarak, fiber erişim altyapısı kurulumunun ekonomik açıdan makul olmadığı kırsal bölgelerde alternatif teknolojik çözümler teşvik edilecek.
Toptan genişbant erişim pazarlarındaki rekabetin artırılması, fiber altyapı kurulumu ve ortak altyapı kullanımını kolaylaştıracak elektronik altyapı bilgi sistemleri hayata geçirilecek, yüksek hızlı genişbant internet hizmetlerinin kalitesi iyileştirilecek.
Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemi (EHABS) kurularak ülke çapında faaliyete geçirilecek.
5G ve nesnelerin interneti
Yerli ve milli 5G ve ötesi yeni nesil haberleşme teknolojilerinin geliştirilerek, Türkiye’de kullanılması, bu alanda Ar-Ge, Ür-Ge faaliyetleri, yerli ve milli üretimin kullanımının geliştirilmesini teşvik edecek düzenleyici mekanizmalar oluşturulacak.
5G için kullanılacak küçük hücre baz istasyonlarının kurulumu kolaylaştırılacak. 5G hizmetini sunulabilmesi için ilave altyapı ihtiyaçları tespit edilerek, bu alanda alınacak tedbirler belirlenecek. Üniversite ve özel sektörle 5G teknolojisini geliştirmek için iş birliği yapılacak. Uluslararası kuruluşların 5G’ye yönelik standardizasyon çalışmaları incelenerek, ulusal mevzuatla uluslararası standartlar uyumlaştırılacak.
Yerli üretim ve Ar-Ge faaliyetleri, yeni nesil mobil haberleşme teknolojileri kapsamında desteklenecek.
Makineler arası haberleşme ve nesnelerin interneti gibi yenilikçi dijital teknolojilerin teşvik edilmesi için gerekli tedbirler alınacak.
Siber tehditlere karşı daha hızlı tedbir alınacak
Şebeke, bilgi güvenliğinin sağlanması ile ulusal siber güvenliğin artırılmasına yönelik imkanların geliştirilmesi ve elektronik ortamda kullanıcı güveni oluşturulacak. Kurum bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ile Sektörel Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) ile kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, araştırma kurumları, özel sektör ve uluslararası kuruluşlar arasındaki iş birliği artırılacak.
Siber tehditlerin hızlıca tespit edilerek, uyarı üretme ve engellemeye yönelik teknolojik tedbirler alınacak.
Siber tehditlerle mücadele kapsamında ortaya çıkan teknolojik gelişmeler takip edilerek, yeni teknolojilerin USOM’un faaliyetleri kapsamında kullanılması sağlanacak.
Zararlı yazılım analizi, dijital kayıt incelemesi, servis izleme, zararlı bağlantı tespiti, sızma testleri, alarm üretme, uyarı yapılarak, elektronik haberleşme altyapısı ve kritik altyapılar siber tehditlere karşı korunacak.
Ulusal siber güvenliğin sağlanmasına yönelik düzenleme ve denetleme faaliyetleri sürdürülecek.
Sektör ihtiyaçları dikkate alınarak ulusal siber güvenliğe ilişkin mevcut düzenlemeler güncellenecek ve yeni düzenlemeler hayata geçirilecek.
Düzenlenen operasyon, gelişmekte olan bölgelerdeki tehdit gruplarının hedeflerine kendi yaptıkları basit zararlı yazılımları ve herkesin erişebildiği araçları kullanarak nasıl saldırabildiğini gözler önüne seriyor. Saldırganlar bu operasyonda, hedef makinenin yönetimini uzaktan ele geçirebilen Remexi arka kapısının gelişmiş bir sürümünü kullandı.
İlk olarak 2015’te tespit edilen Remexi, Chafer adlı siber casusluk grubu tarafından Orta Doğu’da bazı kişilerin ve bir dizi kurumun gizlice izlendiği operasyonda kullanılmıştı. Yeni saldırıda kullanılan arka kapının Remexi ile benzer kodlara sahip olması ve hedeflerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, Kaspersky Lab uzmanları bunun Chafer ile bağlantılı olabileceğini düşünüyor.
Yeni keşfedilen Remexi sürümü uzaktan komut çalıştırabiliyor, ekran görüntüsü alabiliyor, kullanıcı kimlik bilgileri, giriş verileri ve geçmişi gibi tarayıcı verilerini toplayabiliyor ve yazılan metinleri okuyabiliyor. Çalınan veriler, Windows güncellemelerinin arka planda yapılmasını sağlayan yasal Microsoft Background Intelligent Transfer Service (BITS) uygulaması üzerinden dışarı çıkarılıyor. Zararlı yazılımları uygun veya yasal kodlarla birlikte kullanma eğilimi, saldırganların yeni zararlı yazılım geliştirirken zamandan ve kaynaktan tasarruf etmesini sağlıyor ve takibi zorlaştırıyor.
Kaspersky Lab Güvenlik Araştırmacısı Denis Legezo, “Devlet destekli siber casusluk operasyonlarından söz ettiğimizde, insanlar genellikle uzmanların geliştirdiği karmaşık araçlarla düzenlenen gelişmiş saldırılar hayal ediyor. Ancak bu casusluk operasyonunun arkasındaki kişiler çok yönlü tehdit grupları değil de sistem yöneticileri gibi görünüyor. Bu kişiler elbette kodlama biliyor fakat düzenlenen saldırı yeni ve gelişmiş özellikler veya ayrıntılı kod mimarilerinden çok, mevcut araçların yaratıcı bir şekilde kullanılmasıyla gerçekleştirilmiş. Ancak, basit araçlar bile büyük hasarlara neden olabiliyor. Bu nedenle kurumlara, değerli bilgilerini ve sistemlerini her seviyeden tehdide karşı korumalarını ve saldırı alanının nasıl değiştiğini anlamak için tehdit istihbaratı hizmetinden yararlanmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi.
Kaspersky Lab ürünleri Remexi zararlı yazılımının güncel sürümünü Trojan.Win32.Remexi ve Trojan.Win32.Agent olarak tespit ediyor.
Global siber güvenlik personeli açığı endişe verici görünüyor. Çeşitli ülkelerden uzmanları bünyesinde toplayan sertifikalı siber güvenlik uzmanları birliği ISC, yayınladığı çalışmada, açık sayısını tam olarak 2,9 milyon olarak gösteriyor.
ESET’in duyurduğu araştırmaya göre en büyük uzman kıtlığı Asya-Pasifik bölgesi ülkelerinde yaşanıyor. Büyüyen ekonomilere, teknoloji geliştiren şirketlere ve yeni veri gizliliği mevzuatlarına sahip bölge ülkelerinde 2,14 milyon kişilik açık olduğu belirtiliyor. Asya-Pasifk Bölgesini, 498 bin kişilik açıkla Kuzey Amerika izliyor. Açık, Avrupa’yı da kapsayan EMEA bölgesinde 142 bin, Güney Amerika’da ise 136 bin kişi düzeyinde.
Kendisi de CISSP sertifikalı bilgi sistemleri güvenlik uzmanı olan Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb’a göre ISC’nin incelemesi, küresel düzeyde siber güvenlik becerilerine duyulan ihtiyacı abartmıyor. Söz konusu rakamların ciddiye alınmasını öneren Cobb, “2016’da gerçekleştirdiğim kendi araştırmamda, doğru siber güvenlik yeteneğini bulmanın orta düzeyde veya çok zor olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 83 seviyesindeydi” bilgisini paylaştı.
ESET Güvenlik Uzmanı Cobb, ISC raporuna ilişkin tespitlerini şöyle sürdürdü: Son ISC raporunda, katılımcıların yüzde 63’ü organizasyonlarında ‘siber güvenlik alanında personel eksikliği’ olduğunu aktardı. Ayrıca yüzde 60’ı organizasyonlarının ‘bu personel eksikliği nedeniyle orta ve ileri seviyede siber saldırı riski taşıdığını’ ifade etti.
Yeterli insan ne demek?
Stephen Cobb, kendi gözlemlerine göre ülkelerin ve şirketlerin siber güvenlik mesleğine yeterince insan çekmek için gereken çabayı bir türlü gösteremediğini ve bu insanların doğru becerilere sahip olmalarını sağlamak konusunda yetersiz kaldıklarını düşünüyor. Cobb, sözlerini şöyle sürdürüyor: Dahası, ‘yeterli insanın’ nelerden oluştuğuna dair tahminler, teknolojinin gelişme ve yayılma hızına ayak uyduramamaktadır. Genel anlamda, internete bağlanan her yeni cihaz, potansiyel saldırı alanlarının sayısını artırmaktadır. Bu cihazlar denenmiş ve test edilmiş teknolojilere kıyasla yeni olduklarından, onları korumak adına gerekli olan beceri düzeyi de artmaktadır. Drone cihazlardan akıllı ses sistemlerine, akıllı evlere, arabalara ve hatta sunucusuz uygulamalara dek yeni teknoloji dalgalarını temsil eden bu cihazlar, aynı zamanda kötü niyetli kişilerce çıkar elde etmek amacıyla kullanılabilecek yeni güvenlik açıklarını da beraberinde getiriyorlar.”
Etkinlikte konuşan OPPO Türkiye Genel Müdürü Weijian Zhou şunları söyledi: “Dünyada 400 binden fazla noktada ürünlerimizi müşterilerle buluşturuyoruz. Küresel becerimizi yerel stratejilerle birleştiriyoruz. Her yeni pazarda yerel kültürü öğrenerek, yerel müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak, hatta bu ihtiyaçları aşacak ürün ve hizmetleri sunmak için yoğun çaba gösteriyoruz. Türkiye’de de güçlü bir ekip kurarak yol haritamızı belirledik. Türkiye’de akıllı telefon pazarının en gözde markalarından biri olmayı hedefliyoruz.”
Bundan önce Find serisinde dikkat çeken tasarımlar sunan OPPO, geçen yıl çıkan amiral gemisi Find X’in çerçevesiz, çentiksiz tasarımı ve kavisli ekranıyla dikkat çekmişti. Özellikle damla ekran teknolojisi, renklerin kullanımı ve renk geçişleri OPPO’nun tasarım vizyonunda öne çıkan özellikler arasında yer alıyor.
Android 8.1 tabanlı ColorOS 5.2 işletim sistemiyle çalışan yeni Oppo RX17 Neo, üzerinde tam 16.2 cm boyutlarında, Gorilla Glass 5 ile korunan bir Amoled ekran barındırıyor.
Qualcomm 660, 8 çekirdekli işlemciden gücünü alan akıllı telefon arka yüzünde 16 ve 2 megapiksellik iki adet kamera bulunduruyor. Cihazın ön tarafında ise 25 megapiksellik gelişmiş bir kamera kullanılmış.
Sadece 7.4 milimetrelik bir inceliğe sahip olan RX17 Neo, 3600 mili amperlik yüksek kapasiteli bataryası sayesinde size toplamda 370 saat gibi uzun bir bekleme süresi sunabiliyor. 128 GB’lık dahili depolama alanına sahip olan RX17 Neo, kullanıcılara ayrıca arttırılabilir hafıza seçeneği de sunuyor. Cihazın ülkemizdeki satış fiyatı 3000 tl olarak belirlendi.
5000 TL‘lik bir fiyat etiketine sahip olan Oppo RX17 Pro, Qualcomm’un orta segment için geliştirmiş olduğu en güçlü işlemcilerden biri olan sekiz çekirdekli 2.2 GHz’lik Snadpragon 710’dan gücünü alıyor. 6 çekirdekli verimlilik kümesi, 1.7 GHz frekans hızı sunuyor. 2 çekirdekli performans kümesi ise 2.2 GHz frekans hızına kadar çıkabiliyor.
Orta ve premium segment arası bir cihaz olan Oppo RX17 Pro, ayrıca 6 GB RAM ve 128 GB dahili hafızaya da ev sahipliği yapıyor. 6.4 inçlik Full HD+ bir ekrana sahip olan RX17 Pro, ayrıca çift ana kamara kurulumuna da ev sahipliği yapıyor.
Kamera olarak da 12 MP f/1.5/2.4 ve 20 MP f/2.6 diyaframlı çift ana kamera ile karşılayan Oppo, Galaxy S9‘dan aşina olduğumuz değişken diyafram teknolojisine de yer veriyor. Bu teknoloji sayesinde RX17 Pro’nun 12 Megapiksellik kamerası ortamdaki ışığa göre f/1.5 ile f/2.4 diyafram değerleri arasında otomatik olarak geçiş yapabiliyor.
Turkcell’in Türkiye’ye yeni siber güvenlik uzmanları kazandırmak amacıyla her yıl düzenlediği Cyber Camp’in üçüncü dönemi başarıyla tamamlandı. Turkcell’in öncülüğünde Bilişim İnovasyon Derneği ve Mental HR’ın katkılarıyla gerçekleşen Cyber Camp’e bu yıl 1700 kişi başvurdu. Programa katılmaya hak kazanan 24 kişi ise 10 günlük eğitimlerinin ardından eğitim sertifikası almaya hak kazandı.
Programın kapanış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ile kampa katkı sağlayan kuruluşların yöneticileri ve eğitim alan öğrenciler katıldı.
Törende söz alan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır şunları söyledi: “Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, ‘Ülkeler sahip olduğu verileri ve ürettiği bilgileri toprakları gibi hassasiyetle korumazsa, geleceğe güvenle bakamayacaklar.’ Geleceğin savaşları, konvansiyonel silahlarla değil, siber silahlarla gerçekleşecek ve siber saldırıların tahribatı çok daha ağır olacak. Ülkemizin de her alanda bağımsızlığının sürdürülmesi ve savunduğu tezleri daha gür seslendirebilmesi için ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirmesi kaçınılmaz. Biz de Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında, dijital dönüşümümüzü siber güvenlik başta olmak üzere, eğitim altyapısının geliştirilmesi, insan kaynağının yetiştirilmesi, teknoloji ve yenilik kapasitesi ile veri iletişim altyapısının geliştirilmesi alanlarındaki eylemlerimizle hayata geçiriyoruz. İnsan kaynağımızı güçlendirmek adına, siber güvenlik başta olmak üzere gençlerimizin daha erken yaşlarda eğitilmesi amacıyla DENEYAP teknoloji atölyelerini başlattık. 2 yıl içinde 81 ilde 100 DENEYAP atölyesi kuracak, öğrencilerimize 3 yıllık ücretsiz eğitimler vereceğiz. Kodlama, robotik, siber güvenlik, yapay zeka, nesnelerin interneti, enerji ve nano teknolojileri alanında 30 bin öğrencimizi yetiştirerek mezun ettiğimizde, bütün dünyanın ilgisini çekecek ve dikkatleri Türkiye’ye çekecek bir iş yaptığımıza yürekten inanıyorum.”
Törene katılan Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ise şöyle konuştu:
“60-70-80’li yıllarda önce sağlık denirdi. Şimdi ise önce güvenlik, hatta önce bilgi güvenliği diyoruz. Artık siber güvenlik, sınır güvenliğinden daha önemli hale gelmiş durumda. O nedenle sanal sınırlarımızı da tıpkı fiziksel sınırlarımız gibi güvenli tutmamız lazım. Siber güvenliği sağlayan sistemlerin dahi güvenliğinin temin edilmesi gerektiği bu dönemde, siz gençlere çok önemli görevler düşüyor. Bu nedenle, sahip olduğunuz bilgi ve teknolojinin yanına, bu varlığınızı daha değerli kılacak olan aklınızı, vicdanınızı, merhametinizi ve hiç eksilmemesi gereken insana duyduğunuz saygıyı da koyarak çok çalışmanız gerekiyor.”
Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu da, “Amacımız sadece ataklardan korunmak değil, insanımızı daha sağlıklı, zeki ve verimli hale getirecek teknolojiler geliştirmek olmalı. Önümüzde yeni başlayan bir yapay zeka çağı var. Yapay zekaya geçiyoruz ama kimin yapay zekasına? Burası çok önemli. Türkiye kendi yapay zekasını geliştirmezse önümüzdeki yüzyılda başarılı olma ihtimali yok. Bu uzun bir yolculuk ama biz yaklaşık 4 yıldır bu sistemleri geliştirmeye çalışıyoruz. Sizler de bu teknolojilerin güvenliğini sağlama noktasında çok kritik bir role sahipsiniz” diye konuştu.
10 günlük eğitime 1700 başvuru
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen kampa, üniversite 4. Sınıf öğrencisi, mezun, yüksek lisans ve doktora öğrencisi ile en fazla 2 yıl iş deneyimi olan kişiler başvurdu. Uzman adayları arasından, bilgi güvenliği seviye tespit testleri ve mülakatları geçen 24 kişi katılım hakkı kazandı. 21 Ocak-31 Ocak tarihleri arasında 10 gün süren eğitimlerde adaylara, Penetrasyon Testi Yöntemleri, Gizli Ağ Keşfi, Pasif Trafik Tespiti, Uzak Kök Güvenlik Açığı, Yetki Yükseltme Saldırısı, Host Kimliği İçin DNS Kötüye Kullanma Konusu ve IPv6 Güvenlik Açıkları konularında çok özel eğitimler verildi. Programda üstün başarı gösteren siber güvenlik uzmanları geçtiğimiz iki yılda olduğu gibi Turkcell’in Siber Güvenlik Merkezi’nde istihdam edilecek.
Huawei, bu yıl Huawei P30 ve P30 Lite model telefonlarıyla kullanıcılarının karşısına çıkacak. P30 Pro’ya kıyasla orta segment bir telefon olan Huawei P30 Lite’ın özellikleri ise bugünden belli olmuş durumda. Marie Claire kod adıyla belirtilen telefonun 1080×2312 piksel ekran çözünürlüğü sunduğu dikkat çekerken, diğer yandan ekranında çentikli bir tasarım olduğu göze çarpyor.
6 inç büyüklüğünde bir ekranla gelmesi beklenen Huawei P30 Lite’ın işlemcisi ise yine Huawei’nin ürettiği Kirin 710 olacak. Arka yüzünde üç kamerası bulunan telefonun Android Pie işletim sistemi altında çalışıyor.
Arka yüzündeki ana kameranın çözünürlüğü henüz bilinmezken, ana kameraya 16 MP + 2 MP kameralar eşlik ediyor.
Cihaz aynı zamanda 18W şarj cihazı ile birlikte gelecek.
CNBC’ye konuşan Sandberg, bazı kullanıcıların Facebook’a telefonlarına erişim izni karşılığında para almalarını sağlayan uygulamaya da değindi. Sandberg, bütün kullanıcıların “titiz bir onay sürecinden” geçtiğini ve katıldıkları için karşılığında ödeme aldıklarını söyledi. Buna karşın Sandberg, Facebook’un “kullanıcılarının verilerini korumak için yapması gereken çok şey olduğunu” da ekledi.
Sandberg’ün açıklamaları, Facebook gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre hisse başına yüzde 65 değer kazandığı duyurusunun ardından geldi. Facebook hisseleri, kapanış sonrası yüzde 12.57 yükseldi.