Yazar: admin

  • Uzm.Dr. Büyükdereli, Kahramanmaraş Pilot Bölge Olabilir

    Uzm.Dr. Büyükdereli, Kahramanmaraş Pilot Bölge Olabilir

    “Pfizer ve BioNTech’in aşısı moderna için k.maraş, dondurma sektörüne hizmet veren mevcut soğuk hava depoları ile lojistik üs ve aşı uygulaması için pilot bölge olabilir”

    Kahramanmaraş Özel Sular Hayat Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Zekeriya BÜYÜKDERELİ, Koronavirüs aşısının önemine dikkat çekti.

    “Aşılamalarda bu aralar çok duyduğumuz faz bir faz iki faz üç faz dört çalışmaları var”-diyen Büyükdereli, ilgili çalışmaları anlatırken şu ifadeleri kullandı: “Faz bir dediğimiz subgrup çok az insanlarla  ortalama yirmi ila seksen kişi arasında yani ortalaması otuzdur bunun otuz kişi üzerinde denenir, önemli bir yan etki görülmediği takdirde faz iki dediğimiz yüz ila üç yüz kişi arasında gönüllü üzerinde denenir aşılar, eğer burada da bir problem yaşanmazsa faz üç dediğimiz çok merkezli, dünyanın bir çok ülkelerinin katıldığı sayısal olarak binlerle on binlerle ifade edilen insan üzerinde bu aşıların kullanıldığı evrelerdir. Faz dört ise ilaç piyasaya sürüldükten sonra yıllarca yapılan izlemin sonuçlarına göre bilginin dökumente edilmesidir. Faz üç onayı alındıktan sonra aşılar hepimizde kullanılır.”

    Koronavirüs aşısı neden bu kadar çabuk bulunabildi?

    “Aşırı üretimi çok uzun zaman alıyor, neden bu kadar çabuk üretilebildi gibi sorular soruluyor”.-diyen Büyükdereli: “Covid-19’un SARS-CoV-2 ve birkaç virüsle yüzde elli ortak bilinen yönleri var. Yani daha önceden bilinen MERS-CoV genomu ve SARS-CoV-2 denen daha önceden geçirilmiş virüs var ki birisiyle yüzde yetmiş dokuz, diğeriyle yüzde elli genome ortaklığı var. Dolayısıyla onlarla ilgili yapılan çalışmalar Koronavirüs aşısının daha hızlı bulmasını sağladı.”-dedi.

    Aşının ölümcül yan etkisi yoktur en fazla etkisiz kalır

    “Bu yönde yapılan aşılarda şuana kadar bilinen ölümcül bir yan etkileri yoktur.”-diyen Uzm.Dr.Büyükdereli sözlerine şöyle devam etti: “ Kas ağrısı, ateş ve titreme gibi yan etkileri olabiliyor, fakat binde bir ölüm riski olduğunu düşünelim. Koronavirüse yakalanırsak 65 yaş üzeri vatandaşlarda ölüm oranı yüzde on üç, 65 yaş altı vatandaşlarda ise binde iki ölüm riski bulunduğunu göz önünde bulundurursak, aşı yapılmadığından bu virüsten ölecek insan sayısı çok çok daha fazladır. Dolayısıyla bu aşıları Devletimizin ön gördüğü koşullarda yaptırmak gerekiyor. Çin malı diye bunu beğenmeyenler var. Toplumun yarısı herkesin bağışıklaşması gerekirken, ulusal hatta dünya çapında bir bağışıklık kazanmak gerekirken yaptırmayı düşünmüyor. Bir Aşının Çin’de üretilmesi onu kalitesiz yapmıyor. Çin bugün teknolojisiyle dünyanın her ürününü üretiyor. Bu aşılardan birisi Almanya, Amerika ve Çin’in ortaklığıyla üretiliyor.”

    Kahramanmaraş Pilot Bölge Olabilir

    Türkiye’nin Dondurma üretim merkezi olan Kahramanmaraş’ın Türkiye’de hatta Dünya’da çok nadir şehirlerde bulunan Azotlu soğutucular, kuru buz gibi bir altyapıya sahip olduğunu hatırlatan Uzm.Dr. Büyükdereli Kahramanmaraş’ta bulunan Dondurma Üreticilerine Seslenerek şunları kaydetti: “Bizim mevcut durumlarıyla -40 dereceye kadar soğutma kapasitesine sahip soğuk hava depolarımız var. mRNA aşısının -70 derecede saklanıp, aşı yapılacağı zaman -20 derecede bir dolaba aktarılıp, 3-4 gün içerisinde insanlara uygulanması gerektiğini göz önünde bulundurduğumuzda mevcut depolarımızı bazı yenilikler ve yatırımlar yapılarak -70 dereceye kadar ayarlamak mümkündür. Almanya’da üretilen ve 2 Türk Doktorumuzun başında olduğu mRNA aşısının altyapısının soğuk zincire uygun olduğu için Şehrimizdeki Dondurma Üreticililerimizin de  konuyla ilgili çalışma yapması halinde şehrimize gelebileceğini düşünüyorum.”.

    Son olarak Uzm.Dr. Zekeriya Büyükdereli aşı takvimi belirlendikten sonra kendisinin ve ailesinin aşı olacağını bildirdi.

  • TEŞEKKÜR

    TEŞEKKÜR

    Geçtiğimiz hafta Ege Bölge Temsilcimiz Halit VURAL’ın, geçirdiği kalp krizi münasebetiyle  kaldırıldığı  Muğla Sıtkı KOÇMAN Üniversitesi Eğitim ve Araştırma  Hastanesinde, ilk müdahaleyi gerçekleştiren ve tüm tedavi sürecinde yoğun ilgi, alaka ve hassasiyetiyle hastalığa derman olan, söz de değil öz de Hipokrat yeminine bağlı kalarak, hasta ve hasta yakınlarıyla olan insani ilişkileri yönünden Muğla Sıtkı KOÇMAN Üniversitesi Eğitim ve Araştırma  Hastanesinin  sevilip sayılarak taktir gören ve  tüm hastalarca tercih edilen uzman hekimlerinden;

    Kardiyolog Doç.Dr. FATİH AKIN’a,

    Radyoloji Uzmanı Cenk ELİBOL’a

    Ve akabinde Ankara LIV Hospıtal’ de müdahalede bulunan;

    Prof.Dr. Erdoğan İLKAY’a

    Hekimliğin yüklemiş olduğu sorumlulukların bilincinde olarak hareket ettiklerinden mütevellit, kamuoyu adına teşekkür eder ve Urfa Haberci  Ege bölge temsilcimiz  Halit VURAL’ a, ailesine ve tüm sevenlerine geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.

    Urfa Haberci yazı ailesi                                        

  • Şanlıurfa’dan Elazığ’a Tarım Danışmanlığı

    Şanlıurfa’dan Elazığ’a Tarım Danışmanlığı

    Şanlıurfa’da “Baha Tarımsal Danışmanlık” adı altında faaliyet gösteren serbest Tarım Danışmanı A. Esra KAPLAN, Elazığın yerel üzüm çeşidi olan öküz gözü çeşidi yetiştiriciliği yapan üreticiye danışmanlık hizmeti verdi.

    Elazığ’ a bağlı Haraba cami ( Yeni Cami) köyünde Elazığın yerel üzüm çeşidi olan öküz gözü çeşidi yetiştiriciliği yapan üreticiye, Şubat ayından bu yana, yani hasata kadar dijital ortam üzerinden Tarım Danışmanlığı hizmeti sunarak; budama, ilaçlama, sürüm ve gübreleme başta olmak üzere bilumum bahçe ve bağ bakımı konusunda doğru bilinen yanlışın önüne geçerek kaliteyi  ve verim artışını yakalamış olduk.  Bu hizmet karşılığında bir ücret talebimiz söz konusu olmamış, sadece üreticimiz  budama zamanı,  çeşitten kalem bize gönderecek  ve ben de Şanlıurfa’ da ki üreticilerime dağıtacağım, diye konuşan Tarım Danışmanı A.Esra KAPLAN, yine aynı üreticiye Bağın yanı sıra elma, ceviz, şeftali ve kiraz ağaçları içinde danışmanlık hizmeti sunduğunu ifade ederek; bu çalışmamda,  Milletçe mücadele içinde olduğumuz  Pandemi sürecinde Tarım Danışmanlık sisteminin dijital platformlar vasıtasıyla da  yapılabilinirliği adına  farkındalık oluşturmayı hedefledim, dedi.

    Elektrik ve elektronik mühendisi olan üretici Selçuk SERTKAYA ise yaptığı açıklamada; “Uzun bir müddettir Esra hanımın Tarım Danışmanlığı faaliyetini sosyal medyadan takip etmekteydim ve akabinde özel danışmanlık talebinde bulundum. Şubat 2020 de başlayan danışmanlık hizmeti hasatla son buldu. Tarım ülkemizin kurtuluşudur ve tarım danışmanlığı sisteminden çok memnun kaldığımı belirtmek istiyorum, ayrıca bu sistemin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Tarım Danışmanları gözetiminde yetiştiricilik yapılmasını tüm üreticilere şiddetle tavsiye ediyorum. Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamak adına, Tarım Danışmanlığı sisteminin Tarım ve Orman Bakanlığınca  daha da yaygınlaştırılması gerektiğini belirtiyor  ve Esra hanım kabul ederse ilerleyen yıllarda da bilgi ve tecrübelerinden faydalanarak birlikte yol almayı talep ediyorum” dedi.

  • Sınıfta corona virüs pozitif çıkarsa ne yapılacak?

    Sınıfta corona virüs pozitif çıkarsa ne yapılacak?

    Okullarda yüz yüze eğitimin ikinci aşaması bu sabah  yeni önlemler kapsamında başladı. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, sınıfta pozitif öğrenci çıkarsa temaslı risk derecesine göre karar verileceğini söyledi. Yavuz, asemptomatik de olsa pozitif olan her vakanın kesinlikle bulaştırma riski olduğunu ve izole edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, salgın yönetimiyle ilgili güncel duruma dair önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Yavuz, Covid-19 bulaşan kişilerin her zaman semptom göstermeyebileceğine işaret ederek son günlerde sosyal medyada da oldukça tartışma konusu olan ‘asemptomatikler hastalığı bulaştırmıyor mu’ sorusunun yanıtını net olarak verdi.

    Prof. Dr. Yavuz, “Asemptomatik dediğimiz kişiler, virüsü taşıyıp herhangi bir belirti göstermeyen vakalardır. Ya da test alındığı an için bir belirti göstermezler ama daha sonra semptomları ortaya çıkabilir. Bunları da ‘presemptomatik’ olarak adlandırıyoruz. Hiçbir şekilde semptom göstermeyenler yani asemptomatikler, virüsü bulaştırma riski kesinlikle taşırlar. Bu nedenle de bu vakaların izole edilmesi salgınla mücadele açısından çok önemlidir” dedi. Türkiye’de salgının başından bu yana bu yöntemin izlendiğine işaret eden Prof. Dr. Yavuz, “En başından beri bütün dünyada da bu şekilde yapılıyor. Bu kişiler aynen semptomatik vakalar gibi izole ediliyorlar. İzolasyon süreleri de tanımlanmıştır, bazı dönemlerde bu süreler güncellendi, değişti yeni bilgiler çıktıkça ama bu kişiler bu süre boyunca mutlaka izolasyonda kalmalıdır. Virüsü daha mı az taşıyor, daha mı çok taşıyor; bu alanda tabii ki çalışmalar yapılıyor. Ama kesin olan şey, bu kişilerin de bulaştırıcı olduğudur” diye konuştu.

    “ASEMPTOMATİK OLANLARIN BELİRLENEBİLMESİ SAĞLIK SİSTEMİNİN GÜCÜNÜ GÖSTERİR”

    Asemptomatik vakaların belirlenebilmesinin sağlık sisteminin gücünü gösterdiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Çünkü semptomu olanlar zaten hastaneye geldiği için onları aramanıza gerek yok. Onlar zaten bir sağlık bakımına ulaşıyorlar. Testleri, tedavileri yapılıyor. Ama asemptomatikleri yakalamak için ne yapmanız lazım? Ya semptomatik vakanızla temaslı olanları araştırıp bulup, onlara da test yapmanız lazım ya da yüksek riskli gruplarda taramalar yapmanız lazım. Sonuçta Türkiye semptomatik olanların temaslılarını bulup bunlarda belirti varsa ya da yüksek riskli ise örnek alarak aktif olarak bunları belirledi. Bu bir sağlık sisteminin gücüdür aslında. Dolayısıyla asemptomatik vaka sayınızın saptanabilmesi enfeksiyon kontrolü anlamında, toplumda bu hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından çok iyi bir şey. Şu anda Dünya Sağlık Örgütü’ne de (DSÖ) asemptomatikleri tarayıp yakalayan ülkeler daha çok vaka sayısı bildiriyor” dedi.

    “ÜLKELER ARASI KARŞILAŞTIRMA YAPMAK GERÇEKÇİ DEĞİL”

    Ülkeler arasında karşılaştırma yaparken de bu standartlara göre yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Siz ülke olarak hiç bakmazsınız, az vakanız olur. Ama etkili bir filyasyon yaparsınız, etkili bir risk gruplarına tarama çalışması yaparsanız vakaları bulursunuz. Şu anda böyle bir karşılaştırma yapacak standardizasyon da yok aslında dünyada. Çünkü kimi ülkeler, mesela İngiltere, sadece ağır hastalar gelsin hastaneye diyor. O zaman da sadece ağır hastaları tarıyor ve oradaki rakam öne çıkıyor. DSÖ standartlarına göre normalde 2-3 semptomu olanlara test yapılıyor. Oysa Türkiye’de DSÖ’den farklı olarak iki semptomu olana bile tarama yapılıyor. Dolayısıyla daha çok insandan örnek alırsanız daha çok vaka var, diyebilirsiniz. Kendimizi ancak daha önceki halimizle karşılaştırabiliriz. Yani ülkeler arasında karşılaştırma yapmak, bu anlamda şu anda çok da mümkün ve sağlıklı değil. Daha çok tarama yapan daha çok vaka buluyor tabii ki. Vakanın semptomatik ya da asemptomatik olması izolasyon önlemlerimiz açısından hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bu salgınla mücadele ederken semptomatikler de asemptomatikler de presemptomatikler de hepsi aynı şekilde izole ediliyor.”

    SINIFIN RİSK DURUMUNU MASKE KULLANIMI BELİRLİYOR

    Okulların açılmasıyla ilgili kafalardaki soru işaretlerine de değinen Prof. Dr. Serap Şimşek yavuz, risk derecelendirmesinden bahsederek şu bilgileri verdi:

    “Okullar açılıyor, orada nasıl bir yaklaşım olacak? Bunları akıl ve bilim çerçevesinde ele almamız gerekiyor. Çünkü bu testler de sınırsız değil. Dünyanın hiçbir yerinde değil. O nedenle test stratejisini de ona göre oluşturmak gerekiyor. Burada temaslı risk kategorisi önem kazanıyor. Temaslı dediğimizde, örneğin sağlık çalışanlarında da, filyasyon çalışmalarında da böyle değerlendiririz; temas riski en yüksek temaslıları önce değerlendirmeye alırız. Bu da nedir? Mesela şu anda ben pozitif olsam, maske kullanarak ve mesafeli bir şekilde yine maskeli birilerinin yanında bulunmuşsam orta riskli bir temas söz konusudur. Yüksek riskli temas değildir bu. Ama ben maskesiz bir şekilde biriyle 15 dakikadan uzun süre bir arada bulunmuşsam, taşıyıcı ya da hasta çıkarsam, karşımdaki kişi açısından risk artmış oluyor. Karşımdaki kişi de maskesizse risk en yüksek seviyeye çıkmış oluyor. Bu nedenle bu temaslı riski de kategorize edilir. Yüksek risk, orta risk, düşük riskli diye. Bu, okullarda da böyledir. Yani eğer herkes maskesini uygun şekilde takmış ve mesafesi yeterliyse, sınıfta da bir vaka çıktı diyelim, orta ya da hafif riskten söz ederiz. Taramalar da ona göre yapılır. Ama sınıfta birden fazla vaka çıktıysa o zaman riskin yükselmiş olduğu anlaşılır, eğitime ara verilir ve tekrar bütün sınıf ona göre değerlendirilir. Kişi belki maskeliyim diyor ama aslında maske kullanmıyor olabilir.”

    “TOPLUM BAĞIŞIKLIĞINDAN HENÜZ ÇOK UZAĞIZ”

    Corona virüs ile ilgili olarak henüz toplum bağışıklığından bahsedilemeyeceğine de değinen Prof. Dr. Yavuz, şunları vurguladı:

    “Şu anda bu hastalıkla ilgili bilgiler yeni yeni oturuyor. Yani kesin şeyler söylemek çok zor. Şöyle olursa toplum bağışıklığı olur demek çok da mümkün değil. ayrıca hemen bir ilaç bulalım, bu işin çözümü bulunsun, hemen aşı çıksın; öyle bir şey de yok. Gerçekten bunu kimse beklemesin. Ama elimizde ne var? Korunma önlemlerimiz var. Toplum bağışlıklığı olabilmesi için bir kere bağışıklık olması lazım. Kesin, koruyucu bir bağışıklık henüz yok bu hastalıkta. Çalışmalar hep yeni yeni çıkıyor. Mesela bu corona virüsler içerisinde nezle yapan koronavirüs’ün bir yıl sonra yeniden hasta edebildiğini biliyoruz bu çalışmalara göre. O zaman nasıl bir bağışıklıktan söz edeceğiz?

    Yani yeniden hastalanma (reenfeksiyon) riski de olabilir. Zaten biz hastalarımıza hadi geçirdin tamam sen artık kurtuldun gibi bir şey asla demiyoruz, diyemeyiz. Şu ana kadar elde edilen verilere göre hastalığı özellikle ağır geçirenlerde önemli bir başlık bıraktığını gösteriyor, hafif geçirenlerde bu daha zayıf görünüyor. Ama hücresel immünite, hümoral (salgısal) immünite farklı farklı parametreler var; elimizde olan tek şey, bu hastalık için şu aşamada henüz kalıcı bir bağışıklıktan söz edemeyeceğimiz. Elimizdeki tek koz, halen korunmak.”

    “HAVALANDIRILMAYAN KAPALI ALANLAR EN RİSKLİ BÖLGELER”

    Prof. Dr. Yavuz, bu süreçte en iyi seçeneğin riski mümkün olduğunca azaltmak olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle noktaladı: “Riskinizi ne kadar azaltırsanız, tabii ki hiçbir zaman sıfırlayamayız, çalışıyoruz, okula gidiyoruz, toplu taşıma kullanıyoruz vs. ama maskemizi takarak, önce karşımızdakini koruyarak (maske takmak bir kaynak kontrolüdür aslında), mesafemizi koruyarak, hijyenimize dikkat ederek bunu sağlayabiliriz.

    Lütfen herkes şunu bilsin, bu hastalık açısından en riskli ortam, havalandırılmayan, kalabalık ve maskesiz bulunulan ortamlardır. Yakınlarınız, akrabalarınız, arkadaşlarınızla dahi, kapalı, havalandırılmayan ortamda maskesiz bulunmayın.

    Aşı bulunduktan sonra daha rahat edebiliriz belki. Gerçekten çok çalışma var bu konuda ama şu anda toplum bağışıklığından söz edemeyiz kesinlikle; ki gerçekte yüzde 10’undan azı hastalığı geçirmiş görünüyor şu anda.”

  • ÖZ  AR  Danışmanlıktan “Hayvanlarda Aşı Periyodu” Konulu Eğitim

    ÖZ AR Danışmanlıktan “Hayvanlarda Aşı Periyodu” Konulu Eğitim

    ÖZ  AR Tarımsal Yayım Ve Danışmanlıktan  serbest tarım danışmanı  Özlem ARSLANARGUN “küçükbaş hayvancılıkta aşı periyodu” konulu eğitim toplantısı düzenledi.

    Şanlıurfa Haliliye İlçesine bağlı Açıkyazı kırsal  mahallesinde  ÖZ AR Tarımsal Yayım ve Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen eğitim toplantısını düzenleyen serbest Tarım Danışmanı Özlem ARSLANARGUN; Cuma günü saat  10:30’da “Küçükbaş hayvancılıkta aşı periyodu” konulu, üretici bilgilendirme amaçlı eğitim sunumumda; hayvan hastalıkları ile mücadelenin daha etkin bir şekilde ve zamanında yapılabilmesi adına Açıkyazı mahallesi üreticilerini bilgilendirerek yapılması ve olması gereken hususların önemine değindik” dedi. Ve Açıkyazı  Mahallesi üreticileri başta olmak üzere eğitim toplantısına katılan; Haliliye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden Hatice PARLAKÇI’ya, Ziya KOLBÜKEN’e, Mehmet FİDAN’a; Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri Derneği (TAR-DER)  Genel Başkanı Mahmut KAYTAN’a; Cullap sulama birliğinden Tarımsal Yayım ve Danışmalık İl Komisyon Başkanı Mükerrem GÜNALP EROĞLU’na; Haliliye Ziraat Odası Tarım Danışmanları Lale ÖKTEN’e, Gülistan İZOL’a;  Adalet  ve Kalkınma Partisi Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi Vildan POLAT’a; Ziraat Mühendisi  Murat ARSLANARGUN’a ayrı ayrı teşekkür ettiğini belirtti.

    Adalet Ve Kalkınma Partisi MKYK üyesi Vildan POLAT’ ın toplantıya iştirak ederek çiftçinin, üreticinin sorunlarını yerinde, yani saha da gördüğünü ve biz tarım danışmanlarının ise nasıl bir sorumluluk ve özveri ile çalıştığını izleme şansı bulmuş olduğundan,  Tarım ve Orman Bakanlığına Tarımsal Danışmanlık Hizmetlerinin devam etmesi  ve özlük haklarımız adına iyileştirilmeler hususunda görüş belirteceğini beyan etmesi, eğitim toplantımıza iştirak etmesini daha da anlamlı kılmıştır, sayın POLAT’a hassaten teşekkür ederim  diye konuşan Tarım Danışmanı Özlem ARSLANARGUN; her zaman ve her koşulda, üreticimizin ve çiftçimizin yanındayız, dedi.

  • Cübbeli Ahmet Hoca: Atatürk’ün aleyhine konuşulmaz, caiz değildir!

    Cübbeli Ahmet Hoca: Atatürk’ün aleyhine konuşulmaz, caiz değildir!

    Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, önceki akşam telefonla bağlandığı bir televizyon programında, “Atatürk’ün aleyhine asla konuşulmaz, caiz değildir” dedi.

    Habertürk TV’de Eren Eğilmez’in sunduğu ‘Gerçek Fikri Ne’ adlı programda Ahmet Ünlü’nün Atatürk ile ilgili sözleri dikkati çekti. Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Özel Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku dersleri veren Prof Dr. Erhan Şen, tartışma programının ‘Cemaatler ve Tarikatlar’ konu başlığının konuşulduğu bölümüne telefonla bağlanan ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ya “Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyet konusundaki düşünceleriniz nedir?” sorusunu yöneltti.

    “Yahu kaç kere anlattık” diye söze giren ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ şunları söyledi:

    “Mustafa Kemal Atatürk, bu devletin kurucusu. Bunun aleyhine konuşulmaz. Konuşmak caiz değildir. Asla bunun aleyhine konuşulmaması gerekir. Cumhuriyet bizim devletimiz. Son olarak kurulmuş devletimizdir. Bu devlete vergi vermek görevimiz. Askere gitmek görevimiz. Bu devlete bağlıyız. Mahmut Efendi’den de böyle duyduk. Biz darül harpçi değiliz. ‘Cuma kılınmaz’ demeyiz. Bizim devlete bakış açımız; devlet var olsun. Biz bu devlet olmasa Suriye’den de Irak’tan da Yemen’den de Somali’den de beter oluruz. Ne namaz kalır ne abdest kalır ne namus kalır ne ırz kalır.” 

  • Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hat Sanatı

    Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hat Sanatı

    Hüsnü Hat Ustası Mahmut Dörtbudak Hocanın 17 öğrencisinin eserleri ŞURKAV yayınlarında. Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hüsnü Hat Sanatı isimli 230 sayfalık 1. Hamur kâğıda basılı yayını, Hat Sanatı severleri tarafından beğenildi.

    Şanlıurfa’nın ünlü hat ustalarından Behçet Arabi (Görgün) Hocanın talebelerinden Mahmut Dörtbudak’ın Şanlıurfa Kültür Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) bünyesinde Hüsnü Hat dersi verdiği 17 öğrencisinin kurs süresince yaptıkları hat eserlerinden bazıları “Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hüsnü Hat Sanatı” isimli 230 sayfalık 1. Hamur kağıda basılı yayınında Hat Sanatı severlerinin beğenisine sunuldu.

    “Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hüsnü Hat Sanatı”

    “Geçmişten günümüze ŞURKAV’da Hüsnü Hat Sanatı” isimli 230 sayfalık 1. Hamur kağıda basılı kitapta; ŞURKAV Başkanı Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin’in Takdim, ŞURKAV II. Başkanı Şanlıurfa Vali Yardımcısı İsmail Çetinkaya’nın Mukaddime, Kanal Urfa televizyonunun 3. İz Bırakanlar programında da kamuoyuna hatırlatılan ve plaket verilerek onurlandırılan Şanlıurfalı ünlü Hattat Mahmut Dörtbudak hocanın Hüsnü Hat Sanatında Hat Nevileri, Urfa Hüsnü Hat Sanatı ile ilgili bilgilendirme yazısı ve Mahmut Dörtbudak Hocanın son aylarda yine ŞURKAV desteğiyle gerçekleştirdiği kurs süresince başarılı olan 17 öğrencisinin, Hüsnü Hat yazılarından oluşan toplam 84 adet eserlerini ve kursiyerlerinin kısa öz biyografilerine de yer verilmiş. Ayrıca ŞURKAV olarak açtıkları Hat Sergileri ile Sergileri gezen ziyaretçilerin duygu ve düşünceleri de yer verilmiş.

    “Zamanın üç felsefe ve ilim mekteplerinden biri Urfa, diğeri ise Harran örneğidir”

    ŞURKAV Başkanı Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, ‘Takdim’ yazısında; “Kadim şehirlerden olan Şanlıurfa halkı Hz.Ömer (ra)’ın hilafeti döneminde din-i mübin-i İslam ile müşerref olmasına müteakiben İslam Kültür, Sanat ve Siyaset sahasında atiden gelen kadim geleneğini devam ettirdi. İslam’ın intişarından mukaddem, zamanın üç felsefe ve ilim mektep(ekol)’lerinden biri Urfa, diğeri ise yanı başındaki Harran örneğidir. Emevilerin hilafeti döneminde Harran Hadis ilminin merkezi boyutunda olduğu gibi, öncesi ve sonralarıyla gerek müspet ve gerekse diğer ilimlerde Urfa ve Harran yöresinde birçok bi-emsal talip ve neticede muallimlerin bulunmaları bilim çevresinde herkesin malumudur….” diyerek genişçe Urfa ve güzel yazı ile ilgili bilgiler verdikten sonra Hüsnü Hat sanatının yeniden canlandırılmasında şimdiye kadar emeği geçen herkese teşekkür ediyor.

    “İslam kültüründeki Hüsnü Hat sanatının teşekkülü Şanlıurfa ve Harran yöresinde de değer bulmuştur”

    ŞURKAV II. Başkanı Şanlıurfa Vali Yardımcısı İsmail Çetinkaya da Mukaddime yazısında; “…..İslam kültüründeki Hüsnü Hat sanatının teşekkülü Şanlıurfa (eski adıyla Ruha) ve yanı başındaki Harran yöresinde de değer bulmuştur. Gerek kayaları hâkk edilerek nakşedilen ve gerekse ören yerlerindeki sivil ve dini mimarilerde değişik dönemlerdeki Hüsnü Hat eserlerine ve kalıntılarına ulaşmak mümkündür….” diyerek Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in ilahi vahyi cem eden Kur’an-ı Kerim’in kainat hayatının sonlanacağı kıyamet gününe kadar sürekliliğini temin maksadıyla bizzat huzurunda yazıya geçirilmesini emrettiğinden, kaligrafi (güzel yazı) / Hüsnü Hat sanatından, ŞURKAV bünyesinde gerçekleştirilen Hüsnü Hat kurs ve sergilerinden genişçe bahsetmiş, kursiyerlere de ayrıca teşekkür etmiştir.

    “Urfa kendi tarzında öğrenciler yetiştirmektedir”

    Hat sanatının; Hüsnühat veya kaligrafi yazı sistemleri ve öğeleri kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan görsel sanat dalı olduğunu ve bu sanat dalının günümüzdeki tanımının ise “işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı” biçiminde olduğunu belirten Şanlıurfalı Hüsn-ü Hat sanatçı ve eğitmeni Hattat Mahmut Dörtbudak, “Hüsn-ü hat Hz. Ali ile başlamıştır ve Hz. Ali Hat sanatlarının üstadı olarak kabul edilir. Hz. Ali’nin hat sanatının öğretilme tavsiyesi üstadın öğretmesi değil halkın kendi öğrenmesidir. Devamı İslam bilgileridir, hat sanatında yazılar ikiye ayrılır Makli ve Küfli diye ayrılır Makli yazılar köşeli yazılardır. Küfi yazılarda müselles yazılardır, Müselles yazılar bütün yazıların anası olmuştur. Hz. Ali Urfa’ya 638 yılında gelmiştir, Şeyh Maksut türbesinin orda bir yazı vardır, o yazının Hz. Ali’ye ait olduğu rivayet ediliyor. Urfa’da birçok Hattatlar yetişmiştir, bunların en eski isimleri bilinen İbrahim Bilal Bin İshak El Asabayi’dir. Kendisi 4 ekol’dan biridir. Bu 4 ekol İstanbul, Teblis, Şam ve Urfa’dır. Urfa şuanda kendi tarzında öğrenciler yetiştirmektedir” dedi.

    Hat sanatı İslam dini için en temel sanattır

    Bilindiği gibi; Hat sanatı İslam dini için en temel sanattır. Hat sanatı bin yılı aşan bir gelişim ve değişim deneyimine sahip bir alan, felsefe olarak, materyal olarak, öğretim sistemi (meşk) olarak, yazılan metinler açısından günümüz yazısı (kaligrafi) ile ayrışıyor. Günümüz yazısı veya güzel yazı yani kaligrafi temel özelliği itibariyle yazı olarak kullanılıyor. Hat sanatı hem bir yazı hem de dekoratif bir unsurdur. Latin kaligrafisi temel birkaç şekilden oluşur, yani harflerin anatomisi benzer şekillerden oluşur, hat sanatında farklı olarak kullanılan bölümler kıyaslanmayacak derecede çoktur. Mimari eserlere kimliğini veren unsurlardan birisi hat sanatı uygulamalarıdır.

  • “İklim açısından dünyada Türkiye gibi ikinci bir ülke yoktur”

    “İklim açısından dünyada Türkiye gibi ikinci bir ülke yoktur”

    Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde (MTÜ)  düzenlenen  “Kariyer ve Marka Sohbetinde” Cumhurbaşkanı Danışmanı Ziraat Mühendisi İbrahim Sönmez tarafından “Ülkemizde Peyzaj ve Süs Bitkilerinin Geleceği” konulu konferans verildi.

    Üniversitenin Uzaktan eğitim Sistemi ve  sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak yayınlanan konferansın açılışında konuşan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut,  konuşmasına dünden bugüne tüm şehit ve gazileri,  Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal’ı rahmet ve şükranla anarak, “Şuanda silah başında ülkemizin istikbali ve istiklali için, bayrağımızın daha hür dalgalanması için mücadele eden ordumuzu ve tüm güvenlik güçlerimizi,   yürekten selamlıyorum, muzafferiyetler diliyorum. Bir selamı da Azerbaycan’a,  Dağlık Karabağ’a gönderiyorum. İşgal altındaki Dağlık Karabağ için mücadele eden Azerbaycanlı kardeşlerimize başarılar diliyorum.  Dağlık Karabağ’ın biran önce özgürlüğe kavuşmasını ve işgalden kurtulmasını gönülden diliyorum.” dedi.

    Rektör Karabulut şunları söyledi, “Bugün 2020-2021 akademik yılımız başlıyor. Akademik yılımızın üniversitemize, öğrencilerimize hayırlı olmasını, sağlıklı günlere vesile olmasını diliyorum. Bu yıl 5 fakülte ve 9 meslek yüksekokulu ile eğitim ve akademik faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Bu yıl, ilklerle eğitim yılımıza başlıyoruz. Bu yıl model alan değil, model olan üniversite düşüncemizin hayat bulduğu, karşılık aldığı bir yılımız. Üniversitemiz kurulurken lisans olarak sadece 1 fakültemiz,  Ziraat Fakültesi ve 2 bölümü vardı. 80 lisans öğrenci kontenjanımız bulunuyordu. Bu yıl, ikinci yılımızda, faal olan 5 fakültemiz var ve bağlı 16 bölümümüz bulunuyor. Yeni 4 fakültemiz ve 14 bölümümüz bu yıl ilk öğrencilerini aldılar. Tıp Fakültesi,  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi ve Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bu yıl eğitim ve akademik faaliyetlerine başlıyorlar.  Geçen yıl kayıt yaptıran lisans öğrenci sayımız 80’dı, bu yıl 550. Geçen yıl ön lisans için kayıt yaptıran öğrenci sayımız bindi, bu yıl bin 400 civarında.

    Geçen yıl lisans ve önlisansta uluslararası öğrencimiz yoktu, bu yıl 362 yabancı öğrenci üniversitemize kayıt yaptırma hakkı elde etti. İlçelerdeki meslek yüksekokullarımızda uluslararası öğrencilerimiz bulunuyor.  Üniversitemizin kuruluşunu sağlayan ve iki yılda her aşamasını takip ederek tensip ve takdirleri ile destek sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum.   Yine üniversitemizin kuruluşundan bugüne tüm aşamalarda desteğini, katkılarını ve ilgisini her zaman veren YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç’a ve YÖK Üyelerine de teşekkürlerimi sunuyorum.”

    -“Yaşayacağınız dünyayı kurmak için eğitiminize odaklanın”

    Malatya Turgut Özal Üniversitesinin uzaktan eğitim faaliyetlerini kendi kurumsal yazılım ve sistemi yürüten bir üniversite olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Karabulut, öğrencilere ise şu mesajı verdi, “

    Sevgili gençler, Sizler bizim yaşadığımız bugünler için değil yaşayacağınız dünyayı kurmak için eğitiminize odaklanın. Eğer bizim yaşadığımız dünya için hayallerinizi odaklanırsanız asla ileri gidemezsiniz. Bizlerde sizleri kendi yaşadığımız dünya için değil, sizlerin yaşayacağı dünya için hazırlayacağız. Sevgili gençler şunu asla unutmayın;  eğitim ve araştırma hayat boyu sürmesi gereken bir eylemdir. Kendinizi sadece mesleğin ilk aşaması için hazırlamamız artık yeterli değildir. Yeteneklerini,  mesleki yetkinliklerini ve verimliliklerini sürekli geliştirenlerin kazandığı ve bir adım önde olduğu bir dönemdeyiz.”   

    -“İklim açısından dünyada Türkiye gibi ikinci bir ülke yoktur”

    “Ülkemizde Peyzaj ve Süs Bitkilerinin Geleceği” konulu konferans veren Cumhurbaşkanı Danışmanı Ziraat Mühendisi İbrahim Sönmez, “Malatya Türkiye’miz de iklimsel olarak çok güzel bir değere sahip. Tabii biz bunu nasıl lehimize çevirebiliriz buna bakmamız lazım. Dünyada ve Türkiye’de örnekler var. Malatya’nın doğal örtüsü, florası ve faunası çok zengin. Dünya iklimsel anlamda 11 bölgeden oluşuyor. Bunun anlamı bizim tabirimizle söyleyeyim soğukluk ve sıcaklık olarak geçiyor. Cenab-ı Allah dünyada bize öyle bir ülke bahşetmiş ki ikinci bir ülke yok. Bu 11 bölgenin 7 tanesi bizim ülkemizde, Türkiye’miz de, Anadolu’muzda var, turistik bölgeleri saydığımız zaman artı eksi demektir 9 bölge yapar. Bize en yakın dört olan ülkeler var. Ama ne gariptir ki dünyanın bu ticari sektörünü, üretim sektörünü, gerçek reel sektörü yöneten tek bölge olan Hollanda. Şimdi bunu özellikle üzerine basa basa söylüyorum, şundan dolayı söylüyorum, var olan değerimizi kullanamıyorsak o bizim değildir arkadaşlar. Onun bir anlamı olmuyor, önemli olan var olan değerimizi bakalım en iyi şekilde nasıl kullanmamız gerekiyor. Var olan güçlerimizi, renklerimiz pozitifle birleştireceğiz.  Yani olumsuz tarafları atacağız, birbirimizin başarını tartışarak daha iyi noktaya nasıl getiririz onu konuşacağız.  Ben bunu yapacağımıza inanıyorum. Çünkü o zaman gücümüz çok daha fazla olacak, çok daha başarılı olacağız.”  İfadelerini kaydetti.

    -“Bizde başka ülkelerin Batısında bulunuyoruz”


    Su kaynaklarının 2050 yılında güvenlik görevlilerince korunacağı bir duruma gelineceğini belirten Sönmez,  su kaynaklarının her alanda planlı ve tasarruflu kullanılması gerektiğini vurguladı.

     Sönmez, “Çocuklar daha okulda iken kazanmayı, başarmayı ve ortaya bir sonuç olarak eser koyduğu zaman kendisine olan özgüven daha çok artar.  Çocuklarımız araştırmacı ve geliştirmeci olarak yetiştirmeliyiz.  Bazı ülkeler bizim batımızda, bizde bazı ülkelerin batısında olduğumuzu unutmamalıyız. Bunu bir artı olarak görmeliyiz.  Bizim Batısında olduğumuz ülkelerin bizim teknolojimize daha çok ihtiyaçları var.” dedi.

    Rektör Prof. Dr. Karabulut,  konferansın anısına Cumhurbaşkanı Danışmanı Ziraat Mühendisi İbrahim Sönmez’e tablo, kayısı ve saksıda çiçek hediye etti.

  • ORTADOĞUNUN EN BÜYÜK BALIK ÜRETİM İSTASYONU

    ORTADOĞUNUN EN BÜYÜK BALIK ÜRETİM İSTASYONU

    DSİ’nin en büyük balık üretim istasyonu olan “Atatürk Barajı Su Ürünleri Baş Mühendisliği Balık Üretim tesisi” DSİ Genel Müdürlüğü GAP 15. Bölge Müdürlüğü (Şanlıurfa) bünyesinde hizmet veriyor. Tesiste hasat çalışmaları başladı, üretimi yapılan yavru balıklar, popülasyonu artırmak ve bölge halkına ek gelir sağlamak amacıyla baraj göllerine bırakılıyor.

    Türkiye’nin farklı bölgelerindeki 7 su ürünü istasyonu arasında en büyüğü ve Ortadoğu’daki en büyük balık üretim istasyonu konumunda olan Devlet Su İşleri (DSİ) 15. Bölge Müdürlüğü Atatürk Barajı Su Ürünleri Başmühendisliğinde bu yıl 7 milyon pullu sazan balığı (Cyprinus sp.) yavrusu, 3 milyon endemik tür olan şabut balığı (Barbus grypus) olmak üzere 10 milyon yavru balık üretilmiştir.

    134 hektar üzerinde kurulu olan tesis, 1100 metrekare kapalı alana sahip kuluçka binası, 10 beton havuzu ve 22 toprak havuzu ile Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun en büyük tatlı su balığı üretim tesisi konumunda bulunuyor.

    “BÖLGE HALKINA EK GELİR SAĞLIYOR”

    Ekolojik dengenin korunması ve balık türlerinin neslinin devamlılığı açısından göl ekosistemine sahip çıkmak adına yıllardan bu yana olduğu gibi bu sene de milyonlarca yavru balık Güneydoğunun, Doğunun ve Akdeniz’in baraj göllerine bırakılarak zenginleştirilecektir. Aynı zamanda bu çalışmalar bölge halkı balıkçılık faaliyetleri için büyük bir istihdam sağlamakta ve bölge ekonomisine katkıda bulunarak yöre insanının kaliteli proteini ucuza tüketmesine olanak sağlamaktadır.

    Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından Güneydoğu Anadolu Projesi’ne (GAP) hayat veren ve gövde dolgu hacmi bakımından Türkiye’de birinci, dünyada altıncı sırada yer alan Atatürk Barajı, tarımsal sulama ve elektrik üretimine ve ekonomiye alternatif katkı sunuyor.

    Bozova ilçesindeki DSİ 15. Bölge Müdürlüğü Su Ürünleri Tesisi’nde üretilerek baraj göletlerine bırakılan sazan ve Fırat havzasının endemik türlerinden şabut yöre halkının da alternatif geçim kaynağı oluyor.

    Her sene olduğu gibi bu sene de hasat çalışmalarına başlanmış olup DSİ 10. Bölge Diyarbakır, DSİ 20. Bölge Kahramanmaraş, DSİ 9. Bölge Elazığ bölgelerindeki baraj göllerine ve Atatürk Baraj Gölü avlak sahaları içerisindeki göletleri balıklandırma çalışmaları hız kesmeden devam etmektedir.

  • Şanlıurfa platformu Ankara temsilciliği;”Şanlıurfa’da Sportif Olta Turizmi Yapılsın”

    Şanlıurfa platformu Ankara temsilciliği;”Şanlıurfa’da Sportif Olta Turizmi Yapılsın”

    Şanlıurfa Platformu Ankara temsilcisi Abdullah Cengiz, büyük bir bölümü Şanlıurfa sınırları içerisinde bulunan Atatürk Barajının Halfeti, Hilvan arasında Sportif olta turizmine elverişli alanların turizme kazandırılması gerektiğini söyledi.

    Cengiz yaptığı açıklamada; Atatürk Barajı Su Ürünleri Baş Mühendisliği Balık Üretim tesisi DSİ Genel Müdürlüğü GAP 15. Bölge Müdürlüğünün açıkladığı verilere göre 7 milyon pullu sazan balığı (Cyprinus sp.) yavrusu, 3 milyon endemik tür olan Şabut balığı (Barbus grypus) olmak üzere 10 milyon yavru balık Şanlıurfa’da üretilerek Bozova ilçesindeki DSİ 15. Bölge Müdürlüğü Su Ürünleri Tesisinden baraj göletlerine bırakıldı.

    Şanlıurfa’da Dünya turizme katkı sağlamak için Sportif olta turizmi yapılabilir

    Atatürk barajı dünya olta balıkçılarına tanıtılarak, inanç turizminde ve Doğa Turizminde, kapsamlı çalışma yaparak Şanlıurfa’yı jeotik evrim sürecinden itibaren bugüne kadarki tarihini tanıtma imkânı çıkar. Bunu şekilde Şanlıurfa’ya gelen turist sayısı da artmış olur. Yukarı Mezopotamya, Fırat havzası, Atatürk barajı temel alınarak, Urfa ve ilçelerini kapsayan Harita, illüstrasyon, fotoğraf çalışmaları olacak şekilde projelendirilip çalışma yapılabilir.

    Dünyada 100 milyonun üzerinde olta balıkçı kitlesi var. Onların hepsi örgütlüler. Dernekler, vakıflarla Avrupa’da özelikle Amerika’da 60 milyon civarında orta boy olta balıkçısı var. Avrupa birliğinde üye ülkelerde de 20 milyon olta balıkçısı var. Bunların 5 milyonu dernek ve vakıflara üye olta balıkçı kitlesidir. Bunların ilgisini çekebiliriz.

    Urfalıların Far Balığı dediği yukarı Elazığ yöresinde Fırat turnası dediği Mezopotamya inanç sistemine girmiş olan tanrı balıktır. Bunlar 300-400-500 kg ağırlığına kadar büyüyebiliyor. 1 metreyi aşkın boyu ile zıplayarak Yunus gibi yüzen görsel Show yapan Bir Balıktır. Değerli ve lezzetli bir balık olan aynı zamanda Yahudilerin kutsal kitaplarına girmiş olan Şaput balığıdır. Eğer dünyaya tanıtılarsa Balıkçıların dikkati Şanlıurfa’ya çevrilir. Tanıtım güzel bir çalışma ile yapılırsa kentimize Turist akını olur.

    Ekim ayının başında başlayan ve Mayıs’ın son gününe kadar devam eden olta balıkçılığı, Atatürk Barajı kıyılarında yaşayan vatandaşların en önemli geçim kaynağı haline gelir.

    Atatürk barajı kıyılarında, olta balıkçılık, potansiyel olarak güçlü bir turizm kaynağına sahiptir. Bu potansiyel, yerel sakinler için istihdam fırsatları olarak meydana çıkar. Aynı zamanda sürdürülebilir yaşam tarzı için uygun iyileştirme sağlanabilir. Alternatif turizmin bir türü olan sportif balıkçılık, yerel halk için sürdürülebilir yatırım fırsatları sunar ve onlar için büyük bir gelir kaynağı olur.

  • Barış Pınarı Şehitleri Telabyad’da Anıldı

    Barış Pınarı Şehitleri Telabyad’da Anıldı

    Barış Pınarı Harekâtının birinci yıl dönümü münasebetiyle, Telabyad El İman Camiinde Barış Pınarı şehitleri için mevlid ve hatim programı düzenlendi. Şehitler için duaların edildiği programın ardından kurbanlar kesilerek, Telabyad Mahalli Meclisinin yeni hizmet binası da hizmete açıldı.

    Barış Pınarı Harekâtının birinci yıl dönümü nedeniyle Telabyad’da düzenlenen programa, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Oktay Ağbuga, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz, İl Emniyet Müdürü Selçuk Doğuş, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Sabri Çelik, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Kaytan, Telabyad Koordinatörü Oğuzhan Erdi Atak, Telabyad Mahalli Meclis Başkanı Vail Hamdo, bölgede görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri birlik komutanları, Suriye Milli Ordusu komutanları ile vatandaşlar katıldı.

    Okunan mevlid-i şerif, hatim duası ve Cuma namazının ardından, programa katılanlara lokum ve gülsuyu ikram edildi.

    Vali Erin ve beraberindekiler, El İman Camiindeki programın ardından Telabyad Mahalli Meclis binasının açılış törenine geçti. Kur’an-ı Kerim tilaveti, kurban kesimi ve yapılan duaların ardından burada bir konuşma yapan Vali Erin, Barış Pınarı Harekâtının üzerinden bir yıl geçtiğini ifade ederek, harekatta kahramanca çarpışarak bölgeyi terör örgütlerinin işgalinden kurtaran kahraman Mehmetçikleri ve Suriye Milli Ordusu mensuplarını rahmetle andı.

    Bir yıl öncesine kadar Telabyad ve Resulayn’daki Suriyelilerin özgürlüklerinden yoksun olduğunu, bölgede hakim olan terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik faaliyetler içinde bulunduğunu anımsatan Vali Erin, “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, bir sene önce başlatılan ve çok kısa sürede başarıyla sonuçlanan bir harekattan söz ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve onlarla birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu mensuplarının gerçekleştirdiği harekat ile, Cumhurbaşkanımızın belirlediği hedeflere çok şükür ulaşabildik. Bu başarının elde edilmesindeki en büyük pay, kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin ve kahramanca mücadele eden Suriye evlatlarınındır. Bu harekat sırasında şehitlerimiz oldu. Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, Cenab-ı Allah’tan mekânlarının cennet olmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.

    Törende bir konuşma yapan Telabyad Mahalli Meclis Başkanı Vail Hamdo da, bölgenin özgürleştirilmesi, kalkınması ve yaralarının sarılmasında emeği geçen başta Türk Askeri olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Yapılan konuşmaların ardından Telabyad Mahalli Meclisinin yeni binasının açılış kurdelesi, katılımcılarca topluca kesildi. Açılıştan sonra meclis binasını gezen Vali Erin ve beraberindekiler, Meclis Başkanı Vail Hamdo tarafından makam odasında ağırlandı.

  • Çiftçiye Dokunan Eller

    Çiftçiye Dokunan Eller

    Ziraat Odaları, üretici birlikleri ve serbest tarım danışmanları yapmış
    oldukları faaliyetleri kitapçık haline getirdi. Kitapçıkla ilgili gazetemize açıklamada bulunan Cullap Sulama Birliği Uzman Tarım Danışmanı Mükerrem Günalp EROĞLU; “Bu faaliyet kitabında Tarım danışmanlarının üreticilere yapmış oldukları hizmetler ve faaliyetleri gösteren fotoğraflar yer alıyor. Bu fotoğraflarda yapılan panel, teknik gezi,
    eğitim faaliyetleri, tarım fuarları ziyaretleri, tarımsal demonstrasyon,üretici ziyaretleri gibi tarımsal Danışmanlık etkinliklerine görsel olarak yer verip tarım camiamıza ve tüm kamuoyuna arz ettik” diye konuştu, ve Şanlıurfa tarım danışmanlarının yine bir ilke imza attığını ifade etti.

    Şanlıurfa tarım danışmanlarının yaptıkları faaliyetler, başarı hikayeleri ve Şanlıurfa’da çalışan tarım danışmanları ile ilgili istatistiksel verilerin bulunduğu kitap basıldı. Şanlıurfa’ da çalışan danışmanların birlikte hazırladığı bu kitap aralarındaki birlik ve beraberliğin de güzel bir örneği olarak değerlendirildi.

  • Tarım Danışmanları DİTAP’ı üreticiyle buluşturuyor

    Tarım Danışmanları DİTAP’ı üreticiyle buluşturuyor

    Tarım ve Orman Bakanlığının dijitalleşme adına çok önemli bir projesi olan DİJİTAL TARIM PAZARI (DİTAP) ın, Şanlıurfa’da çiftçi ve üreticiyle buluşmasını sağlayan serbest tarım danışmanları hem üretici hem tüketici hem de tarım sektörünün kazanması adına yoğun bir tempoyla çalışıyorlar.

    Şanlıurfa’da Tarım Danışmanlığı faaliyetinde bulunan serbest tarım danışmanlarından Elif Yokuş KILIÇ ile A. Esra KAPLAN, çiftçilerinin yanı sıra Şanlıurfa’da ki diğer üreticilere de DİTAP’ ı anlatıp kayıtlarını gerçekleştirdiklerini belirterek gazetemize yapmış oldukları açıklamada; “ Çiftçimizin alın teri ve binbir emekle ürettiği ürünleri DİJİTAL TARIM PAZARI (DİTAP) sayesinde değerinin altında satmasına engel olmak için, tüm alıcıları ve üreticileri online platform üzerinde buluşturup değer fiyattan piyasaya arzını sağlayarak üreticilerimize ve milli ekonomimize sahip çıkmaya mütemadiyen devam edeceğiz” dediler.

  • Azerbaycanlı Gazeteci; “İngiliz BBC televizyonu Paşinyan’ı adeta rezil etti”

    Azerbaycanlı Gazeteci; “İngiliz BBC televizyonu Paşinyan’ı adeta rezil etti”

    Bu sözleri yaptığı basın açıklamasında Güney Kafkasya Araştırmalar Merkezi Türkiye temsilcisi, gazeteanka.com haber sitesinin genel yayın yönetmeni, Türkiye Mühabirler Birliği Ankara şube başkanı gazeteci yazar Oktay Hacımusalı söyledi.

    Azerbaycanlı gazeteci Oktay Hacımusalı Nikol Paşinyan’ın amatör politikacı olduğunu, buyüzden de hep pot üzerine pot kırdığını söylerken artık bu durumdan yıllarca Ermenistan destekcisi olan Batı’nın bile bıktığını sözlerine ekledi. Stephen Sakur’un hazırlayıp sunmuş olduğu Hard Talk programında Paşinyan’ın böyle rezil duruma düşmesini artık bölgede siyasi dengelerin değişmesi, ibrelerin Azerbaycan’dan yana dönüşmesi olarak değerlendiren O.Hacımusalı sözlerine şöyle devam etti: “Ermenistan’da Paşinyan geldiğinden bu yana iki senedir devam eden iç huzursuzluklar, politikadan ve diplomasiden anlamayan bir liderin devrim sonrası iktidara gelmesiyle başlayan gerilimler, aynı zamanda yıllardır bölgede bu kukla devletin iplerini elinde tutan Rusyayla bile sıkıntılar yaşaması ve artı haddi olmadan Dağlık Karabağla hiç bir ilgisi bulunmayan Tovuz bölgesine son yapılan saldırılar eninde sonunda Paşinyan’ı çıkmaz sokaklara sürükleyecekti ve sürükledi de. Dikkat ediniz artık resmi Revan bölgedeki tüm kredilerini harcamış durumda. Zaten kendi içinde keskin fikir ayrılıkları içinde olan Avrupa birliği ülkeleri bu konuda da ciddi fikir ayrılığına düşmüş durumdalar. Özellikle Fransa bölgesel çıkarları uğruna Ermenistanı halâ kullanmak derdindeyken diğer Avrupa ülkeleri biran önce bu ülkeden kurtulmanın peşinde. Rusya da bu ülkenin Avrupa karşısında düştüğü zor durumu kullanıyor: hem Paşinyan’ın beni koru çağrılarına kulağını kapatıyor, hem onu kaale dahi almadığını göstermek istercesine Russia Today medya kuruluşunun başında bulunan Margarita Simonyan isimli bir ermeni aracılığıyla mesaj gönderiyor, git sana Avrupa yardım etsin diyor, ama bölgedeki son kalesini de kaybetmemek için kalkıp 17 temmuz’da 400 ton silah yardımı yapıyor Ermenistana. Tabii bu da Azerbaycan devletinin haklı tepkisine neden oluyor. Batı da yukarıda da vurguladığım gibi bu devleti yakasından atmak için artık Rusyanın uyguladığı aynı taktikle madem Rusya sana silah satıyor o zaman dön yüzünü Rusya’ya mesajını veriyor Paşinyan’a. Dünkü programı öyle okumamız gerekiyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı sayın Aliyev’den farklı olarak Paşinyan öfkesine çok çabuk yenik düşüyor, böylece kolayca yanlış yapıyor ve yaptığı yanlışlar da onu zor duruma düşürüyor. Deneyimli siyasetçi olmuş olsaydı Paşinyan BBC sunucusunun verdiği, üzerine basarak yinelediği soruyu devletinin bekası açısından doğru bir şekilde yanıtlar, evet, benden önceki iktidarlar yanlış yaptılar, ben onların yerine özür dilemeye hazırım derdi. Ki, zaten bunu yaparak Paşinyan hem Serj Sarkisyanin, hem de Robert Kocaryanin Rusya’nin güdümünde olduğunu kabul etmiş olur, en azından Batıyla ilişılişkilerini düzeltmiş olurdu. Zaten Batının şuanki dünyanın denge politikasında ondan istediği de oydu. Ama Paşinyan amatör bir siyasetçi olduğu için bunu düşünemedi ve bir şansını daha kaybetti ve el aleme bir daha rezil oldu.

    Burda hiç kuşkusuz Türkiye`nin ve Azerbaycan`ın son dönemlerde vermiş oldukları beraberlik mesajını ayrıca vurgulamamız gerekiyor. Bu büyük bir başarı ve dünyanın sonunda bazı gerçeklerı gçrmelerini sağladı. Bu başarıdan dolayı hem Azerbaycan, hem de Türkiye resmilerini ve halkını tebrik etmek lazım.”

  • Şanlıurfa Tarım Danışmanlarından takdir edilen ve örnek teşkil eden “Farkındalık Projesi”

    Şanlıurfa Tarım Danışmanlarından takdir edilen ve örnek teşkil eden “Farkındalık Projesi”

    Tarım Danışmanları çiftçileriyle farkındalık  yaratıyor sloganıyla yola çıkan Şanlıurfa  Ziraat Odası ve paydaş kurumların tarım danışmanları tarafından  hayata geçirilen Farkındalık Projesi; sürdürülebilir bilinçli tarım,sağlıklı bir gelecek ve çevre kirliliğine dikkatleri çekti.

    Şanlıurfa Haliliye Ziraat Odasından Tarım Danışmanları Güneş PAMUKÇI, Serda UÇBAĞLAR, Galip GAZANFER; Baha Tarımsal Yayım ve Danışmanlıktan Tarım Danışmanı A.Esra KAPLAN; Şanlıurfa İli Damızlık Sığır Yetiştiriciliği Birliği Tarım Danışmanlarından Adalet ATMAK, Sultan AL; Viranşehir Ziraat Odası Tarım Danışmanlarından  Musa AKMAN  ve Mehmet  ASLAN, “değişim sizin yapacağınız küçük bir farkındalıkla başlar fikriyle oluşturdukları  farkındalık videosu ile hayvansal ve bitkisel üretimde sürdürülebilirliğin önemini vurguladılar.” Ve küresel salgın sonucu  milletçe  mücadele içinde olduğumuz pandemi  ile birlikte hızlı bir değişim ve dönüşüm içersinde olan  dünyada  tarımsal faaliyetler de nasibini aldı.  Biz de çektiğimiz bu farkındalık projesi  videosu ile;  günümüz de bilinçsizce yapılan faaliyetlerden; anız yakma, pestisitlerin bilinçsizce zamansız ve hatalı uygulanması, pestisit ambalajlarının hatalı imhası sonucu halk ve çevre sağlığına olumsuz etkileri, toprak analizi yapılmadan gübre kullanarak toprağın çoraklaşması sonucu verim kayıplarının önüne geçmek ve vahşi sulamanın olumsuz etkileri gibi tarımı olumsuz etkileyen hatalı ve yanlış uygulamaların önüne geçerek bilinçli tarımın hayata geçirilmesinin elzem olduğuna dikkatleri çekmeye çalıştık, dediler.

  • Telabyad Barış Pınarı Futbol Turnuvasında Final Karşılaşması

    Telabyad Barış Pınarı Futbol Turnuvasında Final Karşılaşması

    Barış Pınarı Harekâtı ile huzur ve güven ortamının hâkim olduğu Telabyad’da, gençlerin sporla sosyalleşmesi ve uzun yıllar maruz kaldıkları çatışma ortamının stresinden uzaklaşmaları amacıyla düzenlenen futbol turnuvası, final maçı ile sona erdi.

    Barış Pınarı Futbol Turnuvası adıyla Şanlıurfa Valiliği Suriye Destek ve Koordinasyon Merkezi (SUDKOM) koordinesinde, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından organize edilen turnuvada, 8 takım 16 karşılaşmada kıyasıya yarıştı.

    Bugün oynanan final karşılaşması, El Cevab ve Aynelarus takımları arasında oynandı. 3-1 sona eren final karşılaşmasının ardından El Cevab takımı şampiyon olurken, Aynelarus takımı 2., El Hatuniye takımı ise 3’üncü oldu.

    Karşılaşma sonunda 1., 2. ve 3’üncü olan takımlara kupa, madalya ve çeşitli ödüller verildi.

    Telabyad gençlerinin ve çocukların da büyük ilgi ile takip ettiği final karşılaşması sonrasında mennuniyetlerini ifade eden genç sporcular, Türkiye’ye minnettarlıklarını dile getirerek Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin’e ve bölgede kendilerine her türlü desteği sağlayan çalışanlara teşekkür ettiler.

  • TAR-DER İl Temsilcisi KAPLAN’dan Kurban Bayramı mesajı

    TAR-DER İl Temsilcisi KAPLAN’dan Kurban Bayramı mesajı

    Kısa adı TAR-DER olan“ TARIMSAL YAYIM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ DERNEĞİ” Şanlıurfa İl Temsilcisi Tarım Danışmanı A.Esra KAPLAN Kurban bayramı dolayısıyla özel bir mesaj yayınladı.

    TAR-DER Şanlıurfa İl Temsilcisi ve Tarım Danışmanı Esra KAPLAN yayınladığı bayram mesajında; “İbrahimi bir sadakat ve İsmailce bir teslimiyetin sembolü olan mübarek ve hayırlı Kurban Bayramını idrak ettiğimiz bu günde Milli birlik ve beraberliğimizi sağlayan değerlerin her yönüyle yaşandığı, sevginin ve kardeşliğin yoğun bir şekilde hissedildiği, dini bayramlarımızdan biri olan mübarek Kurban Bayramına ulaşmanın heyecanı ve mutluluğu içerisindeyiz. Bu bayramda, kırgınlık ve küskünlüklerin sona erip, saygı ve sevginin öne çıkmasını temenni ediyorum. Malumunuz Korona virüs salgınıyla mücadele içersindeyiz bu süreçte, özellikle bayram ziyaretleri münasebetiyle dost ve akraba ziyaretlerine bir süreliğine ara vermemiz, belirlenen yerlerde ve kurban kesim yerlerinde bulunduğumuz süre içersinde sosyal mesafe, maske ve temizlik kurallarına uymamız hem kendi sağlığımız hem de toplumumuzun sağlığı açısından önem arz edeceğini hatırlatarak;  tüm Türk- İslam alemi başta olmak üzere, TAR-DER üyelerimizin, tüm tarım danışmanlarının, çiftçilerimizin, tüm tarımsal paydaşların ve tarım camiasının, kıymetli Şanlıurfa’lı hemşehrilerimin mübarek ve hayırlı olan Kurban Bayramlarını tebrik ederek nice bayramlara koronasız, sağlık ve mutluk içersinde erişmemizi Ulu Allah(c.c)’ tan dilerim. Bayramımız Kutlu Olsun”. Dedi.

  • SEFA TARIMDAN  PAMUK VE MISIR ÜRETİCİLERİNE UYARI!

    SEFA TARIMDAN PAMUK VE MISIR ÜRETİCİLERİNE UYARI!

    Yeni adresinde, deneyimli ve alanında uzman Ziraat Mühendisi  kadrosuyla, Şanlıurfa tarımı adına hizmet vermeye başlayan SEFA TARIM; mısır ve pamuk üreticilerini yeşil kurt ve kırmızı örümcek zararlısına karşı dikkatli olmaları yönünde uyardı.

    Çiftçilerimizin verim kaybı yaşamamaları adına doğru ve bilinçli bir sürdürülebilir tarım için, ben ve ekibim sürekli  tarlada, üreticilerimizin emeği ve geleceği olan ekinlerinin içindeyiz, diye konuşan Ziraat Mühendisi  Sefa DOĞRU gazetemize yapmış olduğu açıklamada; “ Bu gün ve bu hafta için de Mısır ekecek olan üretici çiftçilerimiz, özellikle tohum seçiminde, düşük nemle erken hasat edebilmek için muhakkak 500-550 FAO grubu olan tohumu tercih etmelidirler, aksi taktirde nem yüksek olur hasat gecikir.

    Bu günlerde ekip olarak pamuk ve mısır tarlalarında, gerçekleştirdiğimiz survey çalışmaları neticesinde; yoğunlukla, yeşil kurt başta olmak üzere pamuk tarlalarında yeni  yeni kırmızı örümcek zararlısının da aktif olduğunu gördük.

    Çiftçilerimiz mısır ve pamuk tarlalarını; Tarım Danışmanları olan Ziraat Mühendislerine kontrol ettirerek, doğru zamanda doğru mücadele yöntemiyle ürünlerini  koruma ve kontrol  altında tutarak verim kaybının önüne geçip  yüksek verim için çalışmalarını sürdürmelidirler.

    Biz de SEFA TARIM olarak, İmam Bakır Mahallesi, hal pazarı kantarı yanın da ki yeni adresimiz de; saha senkronizasyon çalışmalarımızla, üretimden hasata kadar olan tüm süreçte, gerek danışmalık hizmetimizle ve gerekse zirai ilaç, tohum ve gübre gibi girdilerin temini ile tüm çiftçilerimizin yanında olduğumuzu belirterek , bereketli ve bol kazançlı bir üretim sezonu geçirmemizi tüm üreticilerimiz adına temenni ediyorum” dedi.